Borsa İstanbul ve THY'de Neler Oluyor?

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Fatma Betül Sayan Kaya'nın SPK soruşturmasından kurtulmak için hazineye ödeme yaptığını ve Gündoğdu Gıda hisselerinde AKP bağlantılı büyük usulsüzlükler yaşandığını iddia etti.

YouTube
◷ 13:58
Gökhan Günaydın'dan Gündoğdu Gıda Ve SPK İddiaları: "Kamu Kaynağına Uzanan El Kırılmalıdır"

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde düzenlediği basın toplantısında ekonomi ve siyasete dair çok sert açıklamalarda bulundu. Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) bültenlerini ve şirketlerin borsadaki şüpheli hareketlerini gündeme taşıyan Günaydın, eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın 2.2 milyar lira ödeyerek soruşturmalardan muaf tutulmaya çalışıldığını öne sürdü. Basın toplantısında ekonomik krizin vurduğu emeklilerin CİMER'e gönderdiği yürek burkan intihar mektuplarını okuyan Günaydın, Gündoğdu Gıda şirketi üzerinden yapılan hisse operasyonlarını, Türk Hava Yolları ve Borsa İstanbul'daki yüksek maaşlı atamaları belgelere dayandırarak AKP iktidarına yüklendi.

"AKLINIZ GERÇEKTEN BU KADAR BASİT Mİ ÇALIŞIYOR?"

Güne bir son dakika haberiyle başladıklarını belirten Günaydın, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin haksız edindikleri iddia edilen parayı hazineye ödeyerek etkin pişmanlıktan yararlanmaya çalıştıklarını belirtti. Günaydın, "Özata pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerde 15 gün içinde haksız edindiğin paranın iki katını yatırırsan etkin pişmanlıktan yararlanırsın deniyor. Neden Özata işlemlerinde Fatma Betül Sayan Kaya eşiyle beraber 2.2 milyar lirayı götürdüğü halde bu listeye koyulmadı? Götürdüğü parayı aynen hazineye irat kaydedince bütün soruşturma ve kovuşturmalardan muaf mı olacak? Aklınız gerçekten bu kadar basit mi çalışıyor? Vatandaşın ve kamuoyunun peşinizi bırakacağını mı sanıyorsunuz?" diyerek duruma tepki gösterdi.

"BU MESAJLARDAN UTANMAYAN FONCULAR BU MEMLEKETİ YÖNETİYOR"

Ekonomik krizin vatandaş üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekmek için emeklilerin CİMER'e yazdığı mesajları okuyan Günaydın, meclis önünde kendini yakmak veya hastane önünde intihar etmek isteyen vatandaşların feryatlarını paylaştı. Günaydın, "2.1 milyar lirayı götürüp de sonra iade edip cezadan kaçmaya çalışanlar ve onları korumaya çalışanlar bu mesajlardan utanır mı acaba? İşte vatandaşın hali budur. Bu mesajlardan utanmayan, sıkılmayan foncular bu memleketi yönetiyor. Tablo bu kadar acı." ifadelerini kullandı.

"ŞİRKETİN İÇİNİ BOŞALTTIKÇA HİSSELER FÜZE GİBİ FIRLAMAYA DEVAM EDİYOR"

Gündoğdu Gıda şirketinin halka arz sürecini ve Kopuz ailesinin AKP ile olan derin siyasi ilişkilerini anlatan Günaydın, şirketin içinin boşaltılmasına rağmen borsadaki değerinin milyarlarca liraya nasıl ulaştığını sorguladı. Günaydın, "Şirketin Temmuz 2026'da 35 liradan başlayan hisse fiyatı 2.707 liraya çıkıyor. 1.3 milyar liradan başlayan şirketin değeri de 105 milyara çıkıyor. Karşılığında ne var? Eskiden peynir, süt, yem vardı, şimdi onlar da yok. Şirketin içini boşalttıkça hisseler füze gibi fırlamaya devam ediyor. SPK ve MASAK seyrediyor. Tıpkı Özata'da olduğu gibi burada da şirket köküne kadar AKP'li, fon da köküne kadar AKP'li." dedi.

"BUNLARIN ALAYI AKP'Lİ, FİRMASI AKP'Lİ, FONU AKP'Lİ"

AKP Sözcüsü Ömer Çelik'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı savunan açıklamalarına da sert yanıt veren Günaydın, kurumlardaki çürümeye dikkat çekti. Türk Hava Yolları'ndaki yüksek yönetici maaşlarını ve Borsa İstanbul yönetimindeki siyasi atamaları eleştiren Günaydın, "Bu memlekette kamu kaynağının bir kuruşuna uzanan hangi el varsa o el kırılmalıdır. Ama o el yansız, bağımsız devlet eli olmalıdır. Araçsallaştırılmış yargı eli olmamalıdır. Bunların alayı AKP'li, firması AKP'li, fonu AKP'li ve bunu denetleyemeyen kişiler de AKP'li." şeklinde konuştu.

💬 YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın konuşması;

Evet değerli arkadaşlar, foncuların elinde inim inim inleyen vatandaşlarımızı aracılığınızla saygıyla selamlıyorum.

Şimdi güne bir son dakika haberiyle başladık. Bu habere göre Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi 2.2 milyar lirayı hazineye ödemek suretiyle kendilerini kurtarma gayreti içerisine girmişler. Bu Sermaye Piyasası Kurulu'nun yalnızca 17 Eylül öncesi kriz öncesi etkinliklerinin değil, krizden sonraki etkinliklerinin de sorgulanması gerektiğini dün ifade etmiştik. Bakın Sermaye Piyasası Kurulu'nun bülteni tarih 25 Eylül 2026. Burada ne deniyor? Özata pay piyasasında gerçekleştirilen işlemler, saymış insanları. Bunların içerisinde Emre Tezmen var, Kadir Boy var, Abdülkadir Özkan var, Kerem Alkin var vesaire vesaire. Bunlara diyor ki, 15 gün içerisinde haksız edindiğin paranın iki katını yatırırsan etkin pişmanlıktan yararlanırsın ve herhangi bir soruşturma kovuşturmaya muhatap olmazsın diyor. Bu listenin içerisinde Fatma Betül Sayan Kaya'yı ve eşini gören var mı? Yok. İlk önce soralım. Neden Özata işlemlerinde Fatma Betül Sayan Kaya eşiyle beraber 2.2 milyar lirayı götürdüğü halde bu listeye koymamıştın? Soru 1. Soru 2. Şimdi Fatma Betül Sayan Kaya 2.1 milyar lira ödemiş. Oysa ödemesi gereken neydi? Haksız ediniminin iki katıydı, değil mi? Yani 4.4 milyar TL ödemesi gerekiyordu. Götürdüğü parayı aynen hazineye irat kaydedince Fatma Betül ve eşi bütün soruşturma ve kovuşturmalardan muaf mı olacak? Aklınız gerçekten bu kadar basit mi çalışıyor? Vatandaşın ve kamuoyunun peşinizi bırakacağını mı sanıyorsunuz? Soru 3. Bunu hazineye irat kaydettin. Peki bunun hazineye para olarak girmesinin fon mağdurlarına ne faydası var? Yani bu 2.2 milyar lirayı birilerinin cebinden aldınız. Vatandaşın cebinden aldınız. O vatandaşın cebine bunu vermiyorsun da hazineye aktarıyorsun. Bunun da bir mantığı var mı? Dolayısıyla nereden tutsanız dökülen bir son dakika haberini öncelikle sizle paylaşmak istedim.

Arkadaşlar belki utanırlar diye emeklilerimizden son bir hafta içerisinde CİMER'e yapılan başvurulardan 3-4 tanesini aracılığınızla kamuoyunun dikkatine sunmak istiyorum. Bir kişi diyor ki, ismini paylaşmıyorum. "Yıllarca bugüne kadar AKP'ye oy vermiş bir emekliyim. Şu an 23.500 maaş almaktayım. Buna karşılık 20.000 kira ödüyorum. Kalan para fatura giderlerimi zor karşılıyor. Sosyal Yardımlaşma Destek Fonu'na yaptığım her başvuru reddedildi. Şimdi bana söyleyin. Ben bu yaşta kendimi meclis önünde ateşe mi vereyim? Başka bir gelirim yok. Bittim ben. Allah'tan korkun. Buna bir çare bulun. Yoksa çözüm eşimle birlikte intihar etmek. Allah'a andolsun bu son." Şimdi bu arkadaşımızın mesajından utanan foncu var mı acaba? 2.1 milyar lirayı götürüp de sonra da bunu iade edip soruşturmadan, cezadan kaçmaya çalışanlar ve onları korumaya çalışanlar bu mesajdan utanır mı acaba?

Bir başka emekli vatandaş: "Annem kanser hastası. Felç olma ihtimali çok yüksek. Bugün acil olarak Dekort isimli ilacı almam lazım. Bu bölümdeki doktorları şikayet ettiğim için beyaz kod verilmiş. Hastaneye girişim yasaklanmış. Bu ilacı bugün alamazsam şehir hastanesi önünde intihar edeceğim. Kendimi öldüreceğim." Hiç utanmaz mısınız bu mesajdan?

Bir başkası diyor ki, "Ben terörle mücadele gazisiyim. Tutunacak bir ailem vardı. Fakat onlara da sahip çıkamamam beni daha kötü bir hale getirdi. Bu yüzden artık bu dünyadan gitmek istiyorum. Belki size şaka geliyor olabilir. Kendimi öldürdükten sonra mı sahip çıkılacak? Zaten geriye bir mektup bırakacağım. Herkes öğrensin diye bu ülke bir gazisine sahip çıkamadı. Canıma kıymak ve bunu herkese ibret olsun diye Cumhurbaşkanlığı önünde ya da Kızılay meydanında yapacağım galiba. Sona geliyorum. Artık dayanacak gücüm kalmadı. Hakkımı helal etmiyorum. Halktan başka hiç kimsenin cenazeme katılmasını istemiyorum" diyor vatandaş.

Bir son mesaj daha paylaşayım: "Bir sürü maaş alıyorsunuz. Rahatsınız. Çocuklarınız rahat ediyor. Kiracıysan rahat bir şekilde kiranı ödeyebiliyorsun. Alışverişini yapıyorsun. Çocuklarınıza meyvesini alabiliyorsun. Peki akşam eve giderken kafanı yastığa koyduğunuz zaman vicdanınız rahat mı? Ya Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde ya da Ankara AKP Genel Merkezi önünde kendimi yakmazsam ben namert olayım. Herkes başından salıyor. Sizler halk için oturuyorsunuz. Kendime zarar vereceğim, sorumlusu sizsiniz. Yemin ediyorum." İşte vatandaşın hali budur. Bu mesajlardan utanmayan, bu mesajlardan sıkılmayan foncular bu memleketi yönetiyor. İşte tablo bu kadar acı.

Değerli arkadaşlar, bu sabah saat 10'dan itibaren YENİ Parti Genel Merkezinde Sayın Genel Başkanımızın başkanlığında ekonomi kurmayları, grup başkan vekilleri ve parti sözcüsü ile birlikte bir toplantı yaptık. Bu toplantının sonuçlarını saat 15.00'te parti sözcümüz sizlerle paylaşacak. Ancak ben dünden de söz verdiğim gibi bir Gündoğdu Gıda dosyasını bugün açmak ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu dosyayı çalışmak için Rize'de, Rize'nin Gündoğdu ilçesi Veliköy beldesinde, beraberinde İstanbul'da ve onun da ötesinde Manisa'nın Salihli ilçesinde ayrıntılı çalışmalar ve açıklamalar yaptık. Burada Gündoğdu Gıda'nın yaptığı işlemler ile Özata Denizcilik'in yaptığı işlemler birbiriyle çok aynı. Hatırlayacaksınız Özata Denizcilik'in sahibi AKP Tuzla ilçe başkan yardımcısıydı. O AKP'nin eski belediye başkanı Şadi Yazıcı'ya ve Binali Yıldırım'a çok yakın bir isimdi. Ve o firmanın yönetiminde de Merkez BDDK üyesinin oğlu ve aynı zamanda Sermaye Piyasası Kurulu başkanının damadı vardı. Dolayısıyla bu grift ilişkiler hem firma düzeyinde başlıyor arkasından o firmayı satın alıp füze gibi fırlatan foncuların AKP'liliğiyle devam ediyor ve arkasından da denetimsizlikle nihai sonucu buluyor.

Acaba Gündoğdu Gıda'da da işler aynı mı? Gündoğdu Gıda'nın sahibi Zülküf Kopuz. Zülküf Kopuz bu firmayı 1998 yılında babası Cemil Kopuz ile birlikte kurmuş. Peki gelin bu Kopuzlar kimdir ve bunların siyasetle ilişkisi nedir? Bir bakalım. Size 30 saniyelik bir video izletiyorum. (Video izletiliyor) Erdoğan'ın "İlk patronum Kopuzlardandı" dediği kişi Mustafa Kopuz. Yani Elif sucuklarının sahibi. Recep Tayyip Erdoğan çalışma yaşamına burada muhasebeci ve satın almacı olarak başlamış. Dolayısıyla Kopuzlar ve Erdoğan ilişkisi çok geçmişe dayanıyor. Mustafa Kopuz'un oğlu kim? Mustafa Kopuz'un oğlu Ali Kopuz. Ali Kopuz İstanbul Ticaret Borsası Başkanı. Peki Mustafa Kopuz'un acaba işlemleri nelerdir diye bakalım, ilişkileri nelerdir diye bakalım. Bakın Kopuzlar ailesi Mustafa Kopuz adına bir köy konağı yapıyorlar. Nerede? Veliköy'de. Bu Veliköy'deki köy konağı 12 Eylül 2026 tarihinde açılıyor. Yani çok yeni. Buraya İlim Yayma Cemiyeti Vakfı Başkanı sıfatıyla Bilal Erdoğan katılıyor ve Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını Veliköy'e ve Kopuzlar ailesine götürüyor.

Bir başka husus, evet. Yine İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz'un Bilal Erdoğan'la fotoğrafını görüyorsunuz. Şimdi bu ilişkiyi daha da somutlayan bir başka husus, Ali Kopuz'un Güneysu Konakları'nın yapımına sağladığı katkı nedeniyle Recep Tayyip Erdoğan'dan aldığı armağanı görüyorsunuz. Bu da böyle bir tablo. Peki İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz ile Zülküf Kopuz arasındaki ilişki ne? Onlar dayıoğulları. Yani dolayısıyla aynı ailede aynı siyaseti aynı soyadıyla sürdüren insanlar.

Bu Kopuz ailesinin AKP siyasetindeki yerini biraz daha vurgulayalım. Hüseyin Kopuz örneğin AKP Rize Merkez İlçe Başkan Yardımcısı. Muhammed Can Kopuz AKP Gençlik Kolları MYK üyesi. Özgür Kopuz AKP Beykoz İlçe Yerel Yönetimler Başkanı. Aydın Kopuz, AKP Yalova Merkez İlçe Başkanı. Mucip Kopuz AKP Ümraniye Belediyesi Başkan Yardımcısı. Alaattin Kopuz AKP Kadıköy İlçe Başkan Yardımcısı. Dolayısıyla ailenin AKP ile bağlantısı sadece bir gönül ilişkisi olmaktan öte bir siyasi ilişki aynı zamanda.

Peki hangi tarihte bunlar bu şirketi kuruyorlar? 9 Temmuz 1998 tarihinde bu şirket kuruluyor. Nerede? İstanbul'da. Eyüp sınırları içerisinde Rami'de kuru baklagil alanında. Kuru Gıda Çarşısı'nda bu şirketi kuruyorlar. 1998 yılında kurulan bu şirket, 2011 yılında Manisa Salihli ilçesine taşınıyor. Orada organize sanayi bölgesi içerisinde 3.000 metrekare kapalı alan sınırlarında, açık alanı çok daha fazla, süt işi, yem işi ve zeytin işi yapıyor. Aynı zamanda da şarküteri dükkanları açarak da para kazanıyor. Normal çalışmalarını yürütüyor. Yani süt toplama merkezinden süt alıyor. Onu peynir yapıyor. Peyniri satıyor. Zeytin işiyle uğraşıyor. Yem işiyle yapıyor. Süt topladıklarına yem satıyor vesaire. Hakkıyla para kazanıyor. Sonra o şirket 15-16 Ağustos 2024 tarihlerinde halka arz ediliyor. Dikkatinizi çekerim, halka arz edilmesinin hisse fiyatı 35. Yalnızca 35. Bunu Pusula Holding şirketine bağlı ALB Yatırım Menkul Değerler yapıyor. Halka arz edildiğinde şirketin piyasa değeri ise 1 milyar 365 milyon lira. Rakamları aklımızda tutalım. Hisse 35 lira. Şirketin değeri 1.3 milyar TL. Peki şirketin yönetim kurulu üyeleri kim? Gündoğdu'dan Zülküf Kopuz, Mustafa Kopuz, Zülküf Kopuz'un oğlu Talha Cemil Kopuz, Engin Dumanlı ve Halil İbrahim Ege. Bunlar şirkette yönetim kurulu üyesi. Artık Pusula'dan da şirkete girenler var. Onlar Ahmet Özcan, Özgür Öztürk, Ayşe Seher Aydın şu anda tutuklu biliyorsunuz, Samet Çetinel şu anda tutuklu. Hayri Gökhan Alpman şeklinde sıralanıyor.

Kopuzlar hangi tarihe kadar bu şirketteler? Mart, Nisan 2026. Yani bu yılın ilkbaharına kadar Kopuz ailesi, biraz evvel AKP ile bağlantısını sıraladım, Kopuz ailesi bu şirketin içerisinde. Halka arzda 35 lira olan hisse fiyatı 2025 sonunda 300 liraya ulaşıyor ve şirketin piyasa değeri 11 milyar 700 milyon liraya yükseliyor. Hisse senedi değeri 10 kat. Şirketin değeri de 1.3 milyar liradan 11.7 milyar liraya yükseliyor.

Şimdi ilginç olan noktalar buralardan başlıyor. Şubat 2026 tarihinde şirket gıda üretim faaliyetlerinin tamamını sonlandırıyor. Yani artık şirketin sütle, yemle, zeytinle bir işi kalmıyor. Bakın bu şirketin raporu. Aldık satır satır inceledik. Şirketin cari dönem personel sayısı 2 arkadaşlar. Yalnızca iki kişiye iniyor personel sayısı. Peki bu tarihten sonra ne oluyor? Onu da hızlıca ifade edeyim size. Şubat 2026'da gıda üretim faaliyetleri sonlandırılınca bütün makineler satılıyor. Şirketin adı Pusula Yatırımlar Holding A.Ş. olarak değiştiriliyor. Ama dikkat edin halen Zülküf, oğluyla birlikte şirkette yönetim kurulu üyesi ve hisse sahibi.

Şirketin Temmuz 2026'da 35 liradan başlayan hisse fiyatı 2.707 liraya çıkıyor arkadaşlar. Böylece şirketin piyasa değeri de 105 milyar lirayı geçiyor. Yani 35 liradan başlayan hisse 2.707 liraya çıkıyor. 1.3 milyar liradan başlayan şirketin değeri de 105 milyara çıkıyor. Karşılığı ne? Karşılığında eskiden peynir vardı, süt vardı, yem vardı. Şimdi onlar da yok. Şirketin içini boşalttıkça hisseler füze gibi fırlamaya devam ediyor. Yani Ağustos 2024 ile Temmuz 2026 arasında şirketin hisselerinin değeri %7.636 artıyor. SPK seyrediyor. Sizce neden SPK seyrediyor? Sermaye Piyasası Kurulu uzmanlarıyla, başkanlarıyla birlikte bunu inceleyemeyecek, göremeyecek bir durumda mı? Buradan oluşan değerle yapılan para hareketlerini bu memleketin Mali Suçları Araştırma Kurulu MASAK göremeyecek durumda mı? Göremiyorlar. Sebebi ne? İki tane sebebi var. Bir şirket tarafı. Tıpkı Özata'da olduğu gibi burada da şirket köküne kadar AKP'li. İki fon tarafı, fon da köküne kadar AKP'li.

Kimler varmış peki 30 Haziran 2026 tarihi itibarıyla? Yani bütün bunlar olduktan hemen sonra şirketin yönetim kurulu nasıl oluşmuş? Muhammed Yarış %16 paya sahip. Yarış Holding'de %12 paya sahip. Muhammed Yarış kim? 28 yaşında. Yani akıllı bir AKP'li genç. Akıllıyı tırnak içinde kullanıyorum. Marifetli bu çocuk. İstanbul AKP İl Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı iken birdenbire yüzlerce milyar liralık fonları yönetir bir hale geliyor. Bir başkası Serdar Turhan. Serdar Turhan da %16 paya sahip. O kimle ortak? Türk Hava Yolları yöneticisi Melih Şükrü Ecertaş ile ortak. Melih Şükrü Ecertaş kim? Eski AKP Gençlik Kolları Başkanı, şimdi de Türk Hava Yolları'nın yönetim kurulu üyesi. Arkadaşlar bir iz daha var burada. Bu hisse alım satımları işine Bulls Yatırım Menkul Değerler, Bulls Portföy Yönetimi A.Ş. de katılıyor. Burada kimler vardı? Turizm Bakanı'nın eşi Neslihan Ersoy buralarda yönetim kurulu üyesiydi, değil mi? Yani memleket neresinden tutarsanız lime lime dökülüyor ve bunu yaratan 25 yıllık AKP iktidarı.

Sevgili arkadaşlar şimdi Türk Hava Yolları tablosuna da şöyle bir bakalım. Biraz evvel ne dedim ben burada? Melih Şükrü Ecertaş, bağımsız yönetim kurulu üyesi, icra komitesi üyesi. Şimdi burası Türk Hava Yolları'nın yönetim şemasını gösteriyor. Bu kişi burada icra komitesi üyesi. Size daha ayrıntılı bir rakam vereceğim. Şimdi hepimizin güvenliği açısından bu çok önemli. Türk Hava Yolları'nda yönetim kademesinde maaş tablosu: Genel Müdür bir kişi, 2 milyon 416 bin lira aylık alıyor. Genel Müdür Yardımcısı'nın her biri 2.194.000 maaş alıyor. Başkanlar 1.208.000, başkan yardımcıları 845.000. Şu 103 kişinin Türk Hava Yolları'na aylık maliyeti 115 milyon lira. Bu tabloyu niye koydum biliyor musunuz? İçlerinde Melih Şükrü Ecertaş'ın da olduğu bu tabloyu niye koydum biliyor musunuz? Şimdi ayda 115 milyon lirayı götüren bunlar, diyorlar ki pilotlara ve kabin amirlerine, kabin memurlarına; "Sizin maaşınız fazla. Maaşınızı düşürüyorum. Derhal imzalayın. İmzalamayan da çekip gitsin." Yani Türk Hava Yolları'nda pilotların aldıkları paraya şu paraları götürenler göz dikmiş durumda. Bunun uçuş güvenliğine nasıl bir etki yaratacağını önümüzdeki zaman diliminde göreceğiz. Dolayısıyla burası son derece önemlidir.

Değerli arkadaşlar bir şey daha söyleyeyim. Şimdi bugün Ömer Çelik bazı açıklamalar yapmış. Diyor ki, "Cumhurbaşkanımızın bu işlerle hiçbir alakası yoktur. Özgür Özel denetim nedir, devlet nedir hiçbir şey bilmiyor. Devlet kurumlarına saldırmayı marifet sayıyor. Biz hepsinin üzerine gidiyoruz." Bakın ben şimdi size söyleyeyim. Burada bütün bu işlerde pay sahibi olanların sadece bir kısmını verebildik. Bunların alayı AKP'li, firması AKP'li, fonu AKP'li ve bunu denetleyemeyen kişiler de AKP'li. Bunun bu memlekete maliyetini söyleyeceğim ama şunu da ifade edeyim. Bu memleket hiç bu kadar utanmış mıydı acaba? 200 liralarımızda imzaları olan Merkez Bankası Başkan Yardımcıları Erkan Kilimci, bir başkası Emrah Şener. Bu ikisi beraber şu anda hapisteler. Bundan da mı yüzünüz kızarmıyor? Bu memleket bundan da mı utanmıyor acaba?

Ve tabii şunu da ifade edelim. Acaba Türkiye'ye bunun maliyeti ne? Bakın fon skandalı 830 milyar lira. Bu fiktif bir rakam. Şu an itibariyle borsa 3,5 trilyon değer kaybetmiş durumda. Yani mesele 830 milyar lirayla başka bir deyişle 20 milyar dolarla sınırlı bir mesele değil. Çok daha yukarıya doğru çıkmış bir rakamdan bahsediyoruz. Geçmişte mesela Banker Kastelli 1982'deki o büyük kriz hatırlıyoruz 157 milyardı. Yani onun 6 katı büyüklüğünde, şu rakam itibariyle 6 katı büyüklüğünde bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu tablo nasıl oluştu değerli arkadaşlarım? Bu tablo acaba bu memleketin denetleme gücü olsaydı bu noktalara gelir miydi meselesini hep beraber düşünmek ve değerlendirmek zorundayız.

Size bazı bilgiler vereceğim. Varlık Fonu'nun başkanı Recep Tayyip Erdoğan. Varlık Fonu'nun başkan yardımcısı Erişah Arıcan. Erişah Arıcan aynı zamanda Borsa İstanbul'un yönetim kurulu başkanı. Peki bu Borsa İstanbul'da başka kimler var? Sayalım mı yavaş yavaş? Mesela Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz. Borsa İstanbul'un yönetim kurulu üyesi mi? Cumhurbaşkanı genel sekreterinin Borsa İstanbul'un yönetiminde ne işi var? Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran Borsa İstanbul'da yönetim kurulu üyesi mi? İletişimle borsanın ne alakası var ki? Burhanettin Duran Borsa İstanbul'da. Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Salih Tanrıkulu Borsa İstanbul'un yönetiminde uzun süre çalıştı mı? Bütün bu olaylar olurken orada mıydı? Devlet Denetleme Kurulu gibi denetim alanında olması gereken bir kurumun başkanının Borsa İstanbul gibi icracı bir yerde ne işi olabilir? Bu ikisini birbirinden ayıramayanların memleketi yönetebilme gücü var mıdır arkadaşlar?

Bir de diyorlar ki Cumhurbaşkanımızın ne sorumluluğu var? Bunları ben mi atadım? Bunları Resmi Gazete'de atayan talimatların altındaki imza kimin? O imzalar, yetki sende ama sorumluluk sende değil. Öyle mi? Yani Emre Tezmen. Emre Tezmen tutuklu. Onu Merkezi Kayıt Kuruluşu'na koyan, dolayısıyla bütün kilit bilgilerin sahibi haline getiren ben miyim, sen misin? Buna bir karar vermemiz lazım. Emrah Şener, Erkan Kilimci, biraz evvel söyledim. Tutuklu Merkez Bankası başkan yardımcıları. Bu memlekette, daha evvelki tarihte eski Türkiye diyorsunuz, dolandırıcılığa kalkışan bir Merkez Bankası Başkan Yardımcısı hatırlıyor musunuz? İşte kurduğunuz memleket böyle bir memleket. OECD nezdinde büyükelçi atamışsınız Kerem Alkin'i, o şimdi tutuklu. Topkapı Üniversitesi rektörü atamışsınız Emre Alkin'i. O şimdi tutuklu. Demek ki bunlar nitelikli oldukları için değil saraya ve AKP'ye yakın oldukları için oraya atanmışlar.

SPK, Sermaye Piyasası Kurulu dünya kadar halka arz kararı vermiş. O halka arz karları şu anda bu memlekete en az 850 milyar liraya patladı. Sermaye Piyasası Kurulu'ndan bir tane soruşturulan, kovuşturulan, sabaha karşı evinden alınan kimse var mı? Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu dört tane banka kurma kararı vermiş. Hangi bankalar bunlar? Terrabank, Destekbank, Hedefbank, İktisat Katılım Bank. Hangi kriterlere göre bu bankalara banka kurma yetkisi verdi BDDK? BDDK'dan bir tane soruşturulan, kovuşturulan, içeri atılan kimse var mı? Dolayısıyla değerli arkadaşlar, bu, bu memleketin sapır sapır döküldüğünün, lime lime döküldüğünün fotoğrafıdır. Bu memlekette biraz evvel söylediğim gibi adını oraya koyma tırnak içerisinde tecrübesizliğine ulaşan Fatma Betül Sayan Kaya'ya 2.1 milyar lirayı ödeterek onu da soruşturmadan muaf hale getirmeye çalışan zihniyetin bu düşüncelerle bu işin altına girmesi ve bu işi çözmesi mümkün değildir. Sorunların müsebbipleri sorunların çözümünü sağlayamazlar. Biz tüm içtenliğimizle ifade ediyoruz ki hem teknik bilgimizle hem de onu yoğuran siyasi bilincimizle bu meselenin gittiği yere kadar, sonuna kadar takip edeceğimizi bir kere daha halkımızın önünde ifade ediyoruz. Çok teşekkür ederim. Buyurunuz.

Gazeteci: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün grubuyla ilgili açıklamaları oldu. Eleştirdi. Ardından AKP sözcüsü Ömer Çelik'in Özgür Özel'e falan açıklamalar geldi. Ömer Çelik şöyle bir açıklama yaptı: "Biz tüm hukuki ve mali süreçlerin eksiksizleşmesini sağlayan bir siyasi kurumun anlayışı ve devlet ciddiyetiyle hareket ediyoruz. Ana muhalefet partisi ise kendi bünyesindeki kirlenmeyi örtbas etmek için devlet kurumlarına ve yöneticilerine saldıran bir siyasi sorumsuzluk ve çırpınış bulunmaktadır" diyor. Bu açıklamaları nasıl değerlendirirsiniz?

Gökhan Günaydın: Tam Ömer Çelik'e özgü laf ebeliği olarak değerlendiririm. Meselenin özüne dokunmayan, meseleyi kendinin dışına ait bir meseleymiş gibi göstermeye çalışan bir laf cambazlığı. Mesela Ömer Çelik'in açıklaması içerisinde Sermaye Piyasası Kurulu'nun bütün bu işlerdeki sorumluluğuna ilişkin bir tek cümle görüyor musunuz? BDDK'nın sorumluluğuna ilişkin bir tek cümle görüyor musunuz? Fatma Betül Sayan Kaya'nın neden bugüne kadar gözaltına alınmadığı, ifadesinin de alınmadığına ilişkin bir tek cümle görüyor musunuz? Nedir laf? Biz her şeyi yapıyoruz. Neyi yapıyorsunuz? Yaptığınız her şey oralarda çalışan insanları ya da yangına atabileceğiniz ve kendinizi kurtarabileceğiniz insanları soruşturma kovuşturmaya müdahil etmek. Geriye kalanlar ne oldu? Soralım size arkadaşlar. 830 milyar TL. Bunun 2 milyar TL'si Fatma Betül Sayan Kaya'da çıktı. Başka kimler var orada? Merkezi kayıt sistemi elinizde değil mi? MASAK elinizde değil mi? Bütün bu raporları siz biliyorsunuz. Biz açıklamadan niye açıklamıyorsunuz? Mesela bugün açıkladım. Zülküf Kopuz ve Kopuz ailesi değil mi? Kopuz ailesinin Gündoğdu Gıda üzerinden ilişkileri. Neden bunlara ilişkin bir tek işlem yapılmadı? Özata'nın sahibine ilişkin neden bir tek işlem yapılmadı? Dolayısıyla bunlar lafı güzaftır. Şunu ifade edelim. Kamu kaynağına uzanan, kamu kaynağının bir kuruşuna uzanan hangi el varsa o el kırılmalıdır. Ama o el yansız ve tarafsız, bağımsız devlet eli olmalıdır. O el araçsallaştırılmış yargı eli olmamalıdır. Anlatabiliyor muyum? İfade edelim bir kere daha. Türkiye'de 1400'den fazla belediye var. Yatıp kalkıp YENİ Partili belediyelere saldıran bir anlayışın adaletten söz etmesi mümkün değildir. Melih Gökçek'e yönelik bir tek işlem yapmışlar mıdır bugüne kadar? Dolayısıyla hani tablo o kadar ağırdır ki, böyle hani genel geçer muhalefete saldırmayı marifet sayan açıklamaların yapılıyor olması bu işteki ciddiyetsizliğin de bir başka göstergesidir kanımca. Evet. Çok teşekkür ederim arkadaşlar.

Gazeteci: Futbolda da bir operasyon var. MHK başkanı gözaltına alındı. Nasıl değerlendirirsiniz zamanlamasını?

Gökhan Günaydın: MHK başkanının gözaltına alınmasının gerekçelerini biz de televizyondan öğrendik. İşte bazı hakemlerin nedensiz bir şekilde görev verilmemesi anlatılıyor. İşte özel belgede sahtecilik gibi şeyler söyleniyor. Bütün bunların tabii ki altını bilmiyoruz ama zamanlamasının oldukça manidar olduğunu düşünüyorum. Böylesine büyük kanalizasyon patlamışken MHK ile de uğraşırlar, başka işlerle de uğraşırlar ama kamuoyunun ilgisini ne yaparlarsa yapsın başka bir yere çekme ihtimalleri yoktur. Yani Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor ve diğer takımların taraftarlarını da bu oyuna gelmemeye ve asıl meseleye odaklanmaya davet ediyorum.

Gazeteci: Sayın Günaydın. Fatma Betül Sayan Kaya'nın 2.2 milyar lirayı iade etmiş bir iddia var. Şu an Hazine ve Maliye Bakanlığı hesabına göndermiş. Bir pişmanlık malum maddesi çerçevesinde herhalde faydalanmak için bunu nasıl değerlendirirsiniz?

Gökhan Günaydın: Bunu baştan anlatmıştım. İsterseniz bir kere daha tekrar etmeyeyim. Çok özür dilerim. Buyurunuz efendim.

Gazeteci: Şimdi sorunlarda çok daha önce mecliste muhalefetle iktidar beraber araştırma komisyonu kurduğunu gördük. Bu konuyla ilgili de neredeyse tüm muhalefet partilerinin bir araştırma komisyonu kurulması önerisi var. AKP ile herhangi bir temasınız oldu mu? Onların olaya nasıl yaklaştığına dair bir değerlendirmeniz var mı? Bir fikirliği olsun.

Gökhan Günaydın: Önce şunu söyleyeyim. Bu işi yapan foncularla ortak bir komisyondan Türkiye yararına bir çözüm çıkacağına ben inanmıyorum. Faaliyetlerini görüyorsunuz. İşte sözcülerinin açıklamasını görüyorsunuz. Bugüne kadarki uygulamayı görüyorsunuz. Dolayısıyla biz burada açıkça kamuoyunun şeffaf bir şekilde bilgilendirilmesi, soruşturma kovuşturmanın bağımsız yapılması, etkin yürütülmesi ve mağdur vatandaşların sonuna kadar alacaklarının ödenmesini düşünüyoruz. Bunu yapacaksanız buyurun yapın. Elinizden tutmam ama YENİ Parti o komisyonda sizlerle beraber olup da bu işe ortak bir görüntü vermez. Eğer bir araştırma önergesiyle mecliste bir komisyon kurulması kararı alınır ise o zaman onu değerlendiririz. Çok teşekkür ediyorum. Sağ olun.

Haber Galerisi · 31 Fotoğraf

Son eklenen içerikler

Etkinlikler, Ziyaretler, Meclis Konuşmaları, Basın Toplantıları, Önergeler, Haberler