Bilmiyorlar ki Onur Hapsedilemez

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, CHP ve YENİ Parti belediyelerine yönelik gözaltı ve tutuklama kararlarını değerlendirerek muhalefet belediyeleri üzerinde açık bir siyasi baskı uygulandığını söyledi.

YouTube
23:08
Gökhan Günaydın'dan Belediye Operasyonlarına Sert Tepki: "Siyasi Bir Bastırma Dalgası ile Karşı Karşıyayız"

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İlke TV canlı yayınında gazeteci Barış Avşar ve sunucu Dilek Odabaş'ın sorularını yanıtladı. Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanması, Etimeskut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu'nun gözaltına alınması ve muhalefet belediyelerine dönük operasyonları değerlendiren Günaydın, yaşanan süreçlerin hukuki bir zemine dayanmadığını ve muhalefeti paralize etmeye dönük siyasi hamleler olduğunu vurguladı.

"SİNEM DEDETAŞ'IN TUTUKLANMASINI HUKUKLA AÇIKLAYAMAZSINIZ"

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın kamu kaynaklarını tarikat ve cemaatlerden geri alarak halka açtığı için hedef gösterildiğini belirten Günaydın, tutuklama kararının hiçbir hukuki izahı olmadığını ifade etti. Kaçma veya delil karartma şüphesi bulunmayan seçilmiş yöneticilerin sabahın erken saatlerinde evlerinden alınmasını eleştiren Günaydın, operasyonların birer itibar suikastına dönüştürüldüğünü dile getirdi.

"BU İKTİDAR ARTIK RIZA ÖĞRETME KAPASİTESİNİ KAYBETTİ"

Türkiye genelindeki 1400 belediyeden yalnızca muhalefet belediyelerine operasyon yapılmasının tesadüf olamayacağını kaydeden Günaydın, iktidarın toplumsal desteğini kaybettikçe yargı eliyle muhalefeti bastırmaya çalıştığını söyledi. Yargıdaki kritik atamaların hemen ardından operasyon düğmesine basıldığına dikkat çeken Günaydın, halkın bu baskı ve engellemelere karşı sahada net bir duruş sergilediğini vurguladı.

"BAĞIŞ KAMPANYASINDA İKİ GÜNDE 200 MİLYON TL TOPLANDI"

YENİ Parti'nin kuruluş süreci ve toplumsal desteğine ilişkin veriler de paylaşan Günaydın, başlatılan bağış kampanyasında ilk iki gün içerisinde yaklaşık 200 milyon TL toplandığını duyurdu. Parti finansmanının doğrudan yurttaşların gönüllü katkılarıyla sağlandığını belirten Günaydın, toplumsal muhalefetin sahada kendi geleceğine ve siyasi iradesine sahip çıktığını ifade etti.

💬 YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın konuşması;

Dilek Odabaş: Şimdi yayın konuğumuz YENİ Parti Grup Başkanvekili Sayın Gökhan Günaydın. Merhabalar Sayın Günaydın, hoş geldiniz, iyi akşamlar.

Gökhan Günaydın: Selamlar Dilek Hanım, teşekkür ederim. Hem size hem de konuğunuza, gazeteci arkadaşımıza selam iletiyorum.

Dilek Odabaş: Şimdi ekranda hemen bir son dakika haberi görüyorum. Muhtemelen sizin de haberiniz oldu. Direkt en sıcak gelişmeden başlayalım. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Üsküdar Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında aralarında Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın da bulunduğu dört kişi tutuklandı. İki kişi hakkında da adli kontrol kararı verildi. Operasyonlar devam ediyor. Etimeskut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu da şu anda gözaltında. Sayın Günaydın, buyurun; bu tutuklama meselesini siz nasıl değerlendiriyorsunuz diyeyim, en sıcaktan başlayalım.

Gökhan Günaydın: Teşekkür ederim. Aslında ben bugün Munzur Festivali'ne gidiyorum. Ancak karayolunda yeterince hızlı gelemedik galiba. Dolayısıyla Erzincan'da kaldım ve burada bir arkadaşın bürosunu emanet kullanıyoruz, yayınınıza öyle bağlanıyorum. Önce bunu bir söyleyeyim.

İkincisi tabii, eskiden Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine yönelik yapılan operasyonlar vardı. Şimdi bunlardan YENİ Parti'ye geçenler var, CHP'de kalanlar var ama operasyonlar devam ediyor. Hem Üsküdar'da yeni bir tutuklama var, Etimeskut Belediye Başkanı gözaltında. Çankaya Belediye Başkanı tutuklanalı 15 gün oldu. Böyle bir süreçle karşı karşıyayız. Şunu bilmeliyiz: Süreç hukuki midir diye bir başlığı hak eden bir durum var bence. Her dosyanın içeriğine ayrı ayrı girmek mümkündür ancak çok kaba bir rakam vererek aslında biz her şeyi açıklayabiliriz.

Türkiye'de 1400 belediye var. Bu 1400 belediyenin 400'den azı CHP'li belediye. Hep CHP'li belediyelere operasyon yapılıyor ama bir tek MHP'li, AKP'li belediyeye operasyon yapılmıyor. Bu tablo iki şekilde okunabilir: CHP'li belediye başkanları hep yanlış işlerin peşinden gidiyorlar, MHP ve AKP'li belediye başkanları sütten çıkmış ak kaşık... Yani buna inanacak saf varsa bu memlekette inanmaya devam etsin. Vicdanını kaybetmemiş hiç kimse hangi partiye oy veriyor olursa olsun buna inanmaz. Dolayısıyla orta yerde Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik açık bir operasyon var. Bu operasyonun şifreleri de gizli saklı değil.

Akın Gürlek İstanbul'a Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanmıştı. Nereden atandı? Adalet Bakan Yardımcılığından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na atandı. Atanma tarihi 2 Ekim 2024. Takvime bakın; 28 gün sonra, yani 30 Ekim 2024 tarihinde Esenyurt Belediyemize operasyon yapıldı ve arkasından İstanbul'un bütün belediyelerine operasyonlar devam etti. İstanbul'un bütün belediyeleri derken burayı açalım: Biz 2024'te 39 belediyeden 26'sını kazandık. Yani her üç belediyeden ikisi Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları tarafından kazanıldı. Bir de Ekrem İmamoğlu, toplam 27 belediye. Bu 27 belediyeden 16'sına operasyon yapılmış durumda. 2019'dan evvel AKP'de olan bir tek belediyeye operasyon yok. 2024'ten evvel AKP'de olan bir tek belediyeye de operasyon yok.

Şimdi bu operasyonun son halkası sevgili Sinem Dedetaş. Ben İstanbul 1. Bölge milletvekiliyim. İstanbul'un her tarafında çalıştık ama Üsküdar'da da çalıştık. Dolayısıyla Üsküdar'ın kazanılmasında karınca kararınca benim de katkım var. Ama şunu çok açık gördüm ki Sinem, TMMOB'ye bağlı Gemi Mühendisleri Odası'na başkanlık yapmış bir gemi inşaat mühendisi. Son derece nitelikli, kendisini iyi yetiştirmiş ama kapsayıcı bir liderlik özelliği ile Üsküdar gibi kazanılması neredeyse olanaksız diye bakılan, Recep Tayyip Erdoğan'ın Kısıklı'da evinin bulunduğu yeri çok büyük bir farkla kazandı. Ve herkesin de kazandığı tarihten bu yana kadar tanıdıkça Sinem Dedetaş ve ekibine karşı güveni arttı.

Peki ne yaptı Sinem Başkan orada? Tarikatlara, cemaatlere dağıtılmış kamu mallarını geri istedi. Yani bir yurdu, bir öğrenci yurdunu niye bir tarikat çalıştırsın? Neden o tarikatın rahle-i tedrisatına çocuklar mahkum kalsınlar? Orayı belediyeye geri kazandırdı ve dolayısıyla belediye yurdu niteliğine dönüştürdü. Kreşler açtı, Kent Lokantaları açtı. Üsküdar'da AKP'ye yakın çevreler tarafından el konulmuş olan sahilde o ata yadigarı denilen alanları temizledi. Oralar temizlenirken biliyorsunuz İBB'nin İmar İşleri Daire Başkanı Ramazan Gülten'e fiziki saldırılar oldu. Ama bütün bunlara rağmen buralar temizlendi.

Çok iyi hatırlıyorum; o günlerde ben televizyon programında bunu anlatırken bana demişlerdi ki: "Siz oraları yıkıyorsunuz ama çok yakında CHP'li iş adamlarına buraları verirsiniz." Hiç kimseye verilmedi ve oralar açık sahiller olarak çağdaş bir şekilde kamuya açık alanlar olarak düzenlendi. Dolayısıyla Sinem Dedetaş böyle çalıştı. Uzunca bir zamandır tehdit ediliyordu ve bunu biz çok açıkça konuşuyorduk. Kendisi de zaten kamuya açık toplantılarda ifade ediyordu: "Hepimizi de tutuklasanız bu milleti memnun edemeyeceksiniz" diyordu ve onurlu bir duruş gösteriyordu. Yani Sinem Dedetaş da bazıları gibi AKP'ye katılarak halen belediye başkanı olarak makamını, onurunu kaybetmiş bir şekilde korumak yerine; "Ben bana oy veren yurttaşların iradesini temsil ediyorum ve bu iradeye asla ihanet etmeyeceğim" dedi ve bu bağlamda onurlu duruşunu sürdürdü. Bir sabah vakti geldiler, evinden aldılar.

Şimdi ben bir siyasetçi olarak konuşuyorum sizinle ama aynı zamanda yıllarca ceza avukatlığı pratiğini bizzat yapmış bir insan olarak da ifade etmeliyim ki; soruşturma makul şüphe üzerine başlar. Peki gözaltı şart mıdır? Yani Sinem Dedetaş bunca zamandır "Gözaltına alınacaksın, tutuklanacaksın" tehditlerine, şantajlarına, duyumlarına rağmen ikametgahını terk mi etmiş? Kaçma hazırlığı falan mı yapıyor? Varsa delil, onları mı karartmaya çalışıyor? Belediyesinde acayip işler mi dönüyor? Yo, işte gidiyorsunuz saat 06.00'da Sinem Dedetaş evinde. Elinizle koymuş gibi buluyorsunuz. Sinem'i çağırsaydınız saat 09.00'da ifadeye gelmeyecek miydi? Bugün Sinem Dedetaş'ın tutuklanmasının, soruşturma evresini tutuklu geçirmesinin hukukla açıklanabilecek bir tek tarafı var mıdır?

Dolayısıyla çok açık söyleyeyim ki; kendisini, eşini, annesini, babasını, kayınpederini tanıdığım bir insandan bahsediyorum. Bu insan pırıl pırıl bir eski TMMOB yöneticisi. Sonra İBB'de Şehir Hatları Genel Müdürlüğü yaptı. Fatih'ten yadigar olan Haliç Tersanesi'ni birkaç yıl içerisinde ayağa kaldırdı. Yani çürüyen ve kapatılmak üzere olan tersaneyi hem kamu gemilerini hem özel sektör gemilerini onaran ve yapan hale getirdi. Şu anda İstanbul'da Marmara Denizi'nde dolaşmakta olan İBB deniz taksilerinin tamamını bu tersanelerde yaptı. Bu başarılı faaliyetlerin sonrasında da Üsküdar'a aday gösterildi. Ezici bir çoğunlukla Üsküdar'ı kazandı ve bugüne kadar da alnının akıyla orayı yönetti. Kimse bana Sinem Dedetaş'ın tutuklanmasını hukukla açıklamaya kalkmasın. Kediye kedi demeyen varsa demeden dolaşmaya devam etsinler. Ben ömrümü öyle tamamlamayacağım. Bu operasyonların nedenini biliyoruz.

Bunun bir izdüşümünü de Dilek Hanım çok hızlıca Ankara için anlatayım. Ankara'ya, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in İstanbul'da Cumhuriyet Başsavcısı iken yardımcılığını yapan kişi Ankara Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandı. Takvimlere baktık; 12 Haziran 2026 atanma tarihidir, tam 30 gün sonra 12 Temmuz 2026 tarihinde Çankaya Belediye Başkanı gözaltına alındı ve arkasından tutuklandı. Ondan da 18 gün sonra, 30 Temmuz tarihinde Etimeskut Belediye Başkanı gözaltına alındı; halen gözaltı durumu devam ediyor.

Dolayısıyla bu tablo; İstanbul'da başlayıp Türkiye'nin tamamına yayılmış olan CHP'li belediyelere yönelik açık bir bastırma, çalıştırmama, paralize etme, itibar suikastı dalgalarının halkalarıdır. Bir belediye başkanı sabah saat 06.00'da kapısı çalınıyor, 06.30'da polisin koluna girdiği görüntüler bütün basına cayır cayır servis ediliyor. Biz böyle bir düzene adalet düzeni demiyoruz. Hangi ortamda yaşadığımızın farkındayız, o nedenle de mücadelemizi yükseltiyoruz.

Dilek Odabaş: Yine bu operasyonlarla ilgili bu hafta içinde İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet de tutuklandı ve Fatma Kaplan Hürriyet 29 Temmuz tarihinde "AKP'ye geçeceğime paşa paşa yatarım" diye sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı. Şimdi siz de ifade ettiniz, AKP'ye geçmediği için belediye başkanlarının tutuklandığını söylediniz. Buraya dair elinizde somut bazı bilgiler var mı?

Barış Avşar: Soruya belki şu ilave yapılabilir: Hem Sinem Dedetaş hem de Erdal Beşikçioğlu gibi kamuoyunda tanınırlığı yüksek isimlerin üzerinde bir dokunulmazlık algısı vardı. Şimdi bu gözaltı ve tutuklamaları üst üste gördük. YENİ Parti'nin kurulmasıyla beraber CHP'den geçişlerin konuşulduğu bir dönemde bu operasyonlar neden şimdi yoğunlaştı? Nasıl yorumlarsınız?

Gökhan Günaydın: Özel bir atıf yapmanın çok anlamlı olmadığını düşünüyorum Barış Bey. Sebebi şu: Şimdi bir kısmı YENİ Parti'ye geçti, bir kısmı geçmedi. Bu arkadaşların her birinin seçilmesinde emeğimiz var. Birlikte çalıştık, her birini tanırız. Ben bugün YENİ Parti'nin grup başkanvekiliyim. Cumhuriyet Halk Partisi'nde kalacağını açıklatmış olan Erdal Beşikçioğlu'nu ben savunmayacak mıyım? Ya da YENİ Parti'ye geçen ve "Bu onursuzluğa imza atacağıma paşa paşa yatarım" diyen Fatma Kaplan Hürriyet'i bulunduğum pozisyon üzerinden savunmamanın açıklanabilir bir tarafı var mı? Bunların hepsi arkadaşlarımız ve bu insanlar bizimle beraber çalıştıkları için içeriye atılıyorlar.

Fatma Kaplan Hürriyet için bir küçük parantez açayım: Yıllarca TBMM'de milletvekilliği yapmış bir insan. Şimdi belediye başkanı ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ni bir sonraki dönemde çok rahat kazanabilecek bir adaydı. Nerede oturuyordu Fatma Kaplan Hürriyet? Annesiyle, babasıyla beraber son derece mütevazı bir apartman katında, belki 90 metrekarelik bir evde yaşıyor. Propaganda yapıyorlar "YENİ Parti'ye geçen korumasız kalacak" falan diye. Bu insanlar rejimin farkında değiller. Orta yerde rejim ünlü, ünsüz, suçlu, suçsuz aramıyor. Rejim karşısında muhalif olan kim varsa onu buluyor ve herhangi bir haklı gerekçe aramadan onu çuvala atıyor.

Bakın; Çankaya Belediye Başkanı gencecik bir adam. Yurt dışındaydı, İspanya'daydı. Gözaltı kararı çıktı, ilk uçağa atladı, havaalanına geldi ve havaalanında gözaltına alındı. "Kaçma şüphesi var" diye tutuklandı bu insan. Bunun mantıkla açıklanabilir bir hali var mı? Bunu şuradan okumak zorundayız: Türkiye'de artık rıza öğretme kapasitesini kaybetmiş bir iktidar var. Bu iktidar artık yasama, yürütme ve yargı ayrılığına dayanmıyor ve uluslararası ortam da bu yapıyı destekliyor.

Eric Hobsbawm 20. yüzyılı tanımladığı kitabında "Aşırılıklar Çağı" demişti. Şimdi bu küresel ortamda, Filistin'de 70 bin kişinin uygar dünyanın gözleri önünde katledildiği bir dönem var. Ve bu dönem bu coğrafyaya diyor ki: "Buralarda demokrasi olmuyor, buralara hayırsever monarşiler lazım. Ben sana dışarıdan her türlü desteği vereceğim, sen yürü." İşte o yürüme hepimizin başına yeni işler açıyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tutuklanıyor, belediyelere kayyum atanıyor, belediye başkanlarımız tutuklanıyor, gazeteciler, öğrenciler, çevreciler hedef alınıyor. Hiç kimse güvende değil.

Bu tablonun karşısında duran kimdir? Kahir ekseriyetiyle halktır. İnsanlar diyor ki: "Yeter artık, bu iktidar bu memleketi taşıyamıyor. Geleceğimizi, sınav hakkımızı çaldılar, razı değiliz." Onlar da diyorlar ki: "Razı değil misin? O zaman muhalefeti bölmek, parçalamak ve paralize etmek lazım." Cumhuriyet Halk Partisi'nin ve genel olarak muhalefetin saldırı altında olmasının sebebi budur. Önemli olan bunu bilince çıkarmak ve demokrasi güçlerinin beraber durabileceği zemini korumaktır.

Barış Avşar: Halkın bu tepkisini ve YENİ Parti'nin kuruluş sürecindeki toplumsal sahiplenmeyi görüyoruz. Bu tepkinin ötesine geçip süreci sürdürülebilir kılmak nasıl mümkün olabilir sizce?

Gökhan Günaydın: Sürdürülebilirlik meselesi en öne almam gereken konu. 19 Mart tarihinde Ekrem İmamoğlu gözaltına alındı, 23 Mart'ta tutuklandı. O gün 15,5 milyon insanın dayanışma sandıklarında Ekrem Başkana oy verdiğine tanık olduk. Saraçhane'de miting yapıldı. Bize "Saraçhane'den çıkmayın" dediler. Eğer Anadolu'ya çıkmasaydık bu İstanbul'la sınırlı bir reaksiyona dönüşecekti. Anadolu'ya çıktık ve görüldü ki bu yalnızca İstanbul'un değil, bütün Anadolu'nun heyecanıydı. Yaz boyunca Türkiye'nin dört bir tarafında mitinglerle insanlarla buluştuk ve bu heyecan sönmedi.

"Unuturlar" diyenlerin treni çoktan gitti. Türkiye'nin yaş ortalaması 34; genç bir nüfus var ve hafızası çok canlı. İnsanlar geleceklerinin çalındığını görüyor. Mesele sadece bir parti meselesi değil. Yargı tarafsız olmayınca, yazılan mutlak butlan kararı ile parti adeta işgal edildi ve paralize edildi. Vatandaş da bu rejimin karşısında sağlam bir şekilde muhalefet yapacak bir güç aradı. İnsanlar bize bu partiyi kurdurdu.

Recep Tayyip Erdoğan karşısındaki güçleri yanına çekme konusunda usta davranmıştır geçmişte. Süleyman Soylu'nun, Numan Kurtulmuş'un, Devlet Bahçeli'nin geçmişteki söylemlerini ve bugünkü konumlarını hatırlayın. Ancak vatandaş kimin Erdoğan'la birlikte olduğunu, kimin de dimdik karşısında durduğunu görüyor ve unutmuyor.

19 Mart'ta Saraçhane'de toplu taşıma seferleri durdurulmuş, gösteriler yasaklanmıştı. Akşamüzeri o barikatları yıkarak İstanbul Üniversitesi öğrencileri geldi. Biz bugün hala demokrasi üzerine konuşabiliyorsak o gençlere borçluyuz.

Kafamızın ortasına mutlak butlan baltasının indiği tarih 21 Mayıs'tır. 24 Mayıs'ta genel merkezimize, İstanbul İl Başkanlığımıza polis girdi; biber gazı ve coplarla evimize girdiler. Biz bu partiyi 24 Temmuz'da, yani iki ay içerisinde kurduk. Tokat'ın Çevrecik kasabasında bir vatandaş bana "Paramız yok bahanesinin arkasına saklanmayın, sizin için tosun besliyorum" dedi. Bu milletin önünde koşmak zorundayız.

Eskiden bir miting için 3 ay hazırlanırken şimdi 3 saat içinde karar veriyoruz. Büyük sahnelerimiz, bariyerlerimiz yok; bir bank bulduk mu üstüne çıkıyoruz, vatandaşla kucaklaşıyoruz. Yozgat'ta kasketli bir amca "Turp ile şalgam ile olmaz bu işler, akıl ile bilim ile olur" dedi. Niğde'de Temmuz sıcağında on binlerce insan sokakta bizimle yürüdü. Bu halkın isyanıdır ve sokağın sesini dinlemeden siyaset olmaz.

Dilek Odabaş: İki gün önce başlayan bağış kampanyasında ne kadar miktar elde edildi?

Gökhan Günaydın: An itibarıyla 200 milyon TL'ye yakın bir bağış toplandı. Bu, iki günlük bir siyasi kampanya için sanırım Türkiye rekorudur. Bugün bir öğretmen arkadaşım başkasının IBAN'ından 80 bin TL yollamış. 500 lira gönderen yurttaşın katkısı da bizim için çok kıymetli.

Devlet Bahçeli'nin hazine yardımı açıklamasından sonra hakkımızda alçakça bir polemik başlatıldı. Hazine yardımı gelmese daha çok memnun olurum. Bu partinin para sorunu yoktur, çünkü vatandaş yanımızdadır. Üyelik aidatları ve halkın helal bağışlarıyla yürüyen bir parti inşa ediyoruz.

Dilek Odabaş: Şu anda toplam kaç belediye YENİ Parti'ye geçti ve AKP'ye geçeceği iddia edilen CHP'li belediyeler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Gökhan Günaydın: 200'ün üzerinde belediye başkanının geçiş iradesi var. Üyelik paneli açıldığında rakamlar netleşecek. 91 milletvekilini, 200 belediyeyi, 74 il başkanını görenler verileri konuşmaya devam edebilir.

Mahmut Övür veya Hacı Yakışıklı gibilerin transfer iddialarına gelince; 31 Mart 2024'ten bu yana diğer partilerden AKP'ye 79 belediye başkanı transfer oldu. Tehditlerle, şantajlarla veya kişisel menfaatlerle irade transfer etmek övünülecek bir şey midir?

Seçildiği partiyi terk edenler, "Paşa paşa yatarım" diyen Fatma Kaplan Hürriyet'ten, aylardır cezaevinde yatan Ekrem İmamoğlu'ndan hiç utanmıyorlar mı? Vatandaş bu yapılanları hayatı boyunca takip eder. Herkes kendisini seçen iradeye saygı göstersin. Ben beni seçen iradenin bana gösterdiği yerdeyim. Hayatım boyunca baskıya ve manipülasyona boyun eğmedim.

Dilek Odabaş: Meclis gündemindeki çerçeve yasa ve siyasi yasak tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gökhan Günaydın: YENİ Parti Grup Başkanvekili olarak nöbetçi olduğum haftada bile bu yasa tasarısını henüz görmedim. Diğer partilerin grup başkanvekilleri de görmediklerini söylüyorlar. Komisyonda 7 bölümden oluşan bir rapor tamamlandı. Barış ve demokrasi hedefleniyorsa bu teklif Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelmeli, şeffafça tartışılmalıdır. Bir tarafa baltayla saldırırken diğer tarafa barış getirilemez. Biz Türkiye'ye barışın ve demokrasinin gelmesinden yanayız.

Dilek Odabaş: Çok teşekkürler Sayın Günaydın, yayınımıza katıldığınız için. İyi yolculuklar diliyorum.

Gökhan Günaydın: Ben teşekkür ediyorum, İlke TV izleyicilerine selam ve saygılarımı sunuyorum. Sağ olun.

Dilek Odabaş: YENİ Parti Grup Başkanvekili Sayın Gökhan Günaydın konuğumuzdu, kendisine teşekkür ediyoruz.




Son eklenen içerikler

Etkinlikler, Ziyaretler, Meclis Konuşmaları, Basın Toplantıları, Önergeler, Haberler