Halk TV'de yayınlanan "Güne Başlarken" programına konuk olan YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Sunucu Deniz Bayramoğlu'nun sorularını yanıtlayarak piyasalardaki son finansal manipülasyon iddialarını ve belediyelere yönelik hukuki operasyonları değerlendirdi. Günaydın, ekonomide yaşanan büyük kayıplara dikkat çekerken, Mansur Yavaş'ın istifası ve yerel yönetimlerde yaşanan son gelişmeler üzerine YENİ Parti'nin yol haritasını paylaştı.
Piyasalarda yaşanan fon manipülasyonlarına dair değerlendirmelerde bulunan Günaydın, gazeteci Çiğdem Toker'in köşesine taşıdığı iddiaları hatırlattı. SPK uzmanları tarafından hazırlanan kapsayıcı denetim raporlarının sistemden silindiği yönündeki şüphelerin üzerine gidilmesi gerektiğini belirten Günaydın, MASAK ve yargı makamlarının incelemelerini 2021 yılından başlatması gerektiğini ifade etti.
Piyasalardaki usulsüzlüklerin vatandaşa ve yatırımcıya ağır bir maliyet çıkardığını vurgulayan Günaydın, borsa yatırımcısının ciddi zararlara uğradığını söyledi. Yaşanan finansal çalkantıların sadece bireysel yatırımları değil, kamu bütçesini ve vergi mükelleflerini de doğrudan etkilediğini vurgulayan YENİ Parti Grup Başkanvekili, bu tabloyu sert sözlerle eleştirdi.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın istifasına değinen Günaydın, bu kararın tek taraflı bir irade beyanı olduğunu söyledi. Yavaş'ın siyasetten çekilmediğini, bağımsız olarak duruşunu koruyacağını belirten Günaydın, muhalefet saflarında birleştirici siyasetin önemine dikkat çekti.
Belediye meclis üyelerine yönelik yürütülen süreçler ve Adalar ile Üsküdar gibi ilçelerdeki yönetim değişimlerine değinen Günaydın, esas hedefin İstanbul Büyükşehir Belediyesi olduğunu iddia etti. Seçmen iradesine saygı duyulması gerektiğini belirten Günaydın, YENİ Parti'nin saha çalışmalarına kararlılıkla devam edeceğini ifade etti.
💬 YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın konuşması;
Deniz Bayramoğlu Ve stüdyoda konuğumuz efendim, Sayın Gökhan Günaydın, YENİ Parti Grup Başkanvekili. Hoş geldiniz efendim.
Gökhan Günaydın Hoş bulduk Deniz Bey, teşekkür ederim.
Deniz Bayramoğlu Vallahi böyle biraz hızlı girdik. Son dakika gelişmeleri vardı, onları aktardık. İBB soruşturması artık gündemin vazgeçilmez maddelerinden bir tanesi.
Gökhan Günaydın Maalesef öyle.
Deniz Bayramoğlu Son dakika haberi olmadan bir sabah programı başlar mı?
Gökhan Günaydın Yok, başlamaz tabii ki. Zaten ben de burada başladığım günden beri sürekli o son dakikaları aktarıyorum. Keşke iyi son dakikalar aktarabilsek. Daha umutlu, mutlu günler için aktarabilsek. Ama madem son dakika dediniz, bir de biz de oradan başlayalım. Gerçi kısmen dinledik sizin görüşlerinizi. YENİ Parti'nin görüşlerini... Bu fon nesi diyelim? Siz nasıl adlandırıyorsunuz bu olayı?
Gökhan Günaydın Asrın soygunu diyelim. Tarihin gördüğü en büyük finansal dolandırıcılık diyelim. Aşağı yukarı böyle yani.
Deniz Bayramoğlu Evet. Peki nasıl yorumladınız? Nasıl baktınız biraz izleyicilerimiz için? YENİ Parti bu konuyla ilgili ne düşünüyor? Ne yapmaya çalışıyor? Olması gereken ne?
Gökhan Günaydın Aslında o kadar çok bilgi kirliliği var ki ya da herkes aynı anda konuşuyor çok doğal olarak. Ama basitçe bir kronoloji verelim. Bakın bundan 4-5 yıl evvel 2021'de Garipoğlu'nun firması üzerinden 350 milyon dolarlık garip işlemler yürütülüyor ve hemen arkasından... Kasım Garipoğlu'ndan bahsediyorum. Kasım Garipoğlu hemen arkasından 12 kişi bir kapalı fon kuruyorlar ve bu kapalı fon 2021'den 2025'e kadar 524 kat büyüyor.
Deniz Bayramoğlu Büyüyor.
Gökhan Günaydın Borsada yaptığı işlemler. Bunun aldığı şirketler var. Mesela Yalova'da orta sınıf bir tersane 6 ayda 1289 kat büyüyor. Bir tane Gündoğdu Tarım diye bir firma alıyorlar. Firma tavukçuluk yaptığını, koyunculuk yaptığını söylüyor. Ortada ne tavuk var ne koyun var; binlerce kat büyüyor. Peki soralım: Bütün bu işlemleri MASAK'ın, SPK'nın gözden kaçırması mümkün mü?
Bakın ben size spekülatif kendi fikrimi söylemeyeyim. Mehmet Şimşek, memleketin Hazine Bakanı, SPK'nın bağlı olduğu bakanlık, diyor ki 4 Kasım 2025'te: "Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz. Nokta. O alanda da bir düzenleme eksikliği olduğunu da biliyoruz. Nokta. Bu eksiklikleri gidereceğiz ve önümüzdeki dönemde manipülasyonla mücadelenin dozunu kayıt dışılıkla mücadelenin dozunun ötesine taşıyacağız." Kim demiş bunu? Memleketin Maliye Bakanı demiş. İngiltere'den getirttiğiniz Mehmet Şimşek; 4 Kasım 2025.
Ne zaman patlamış skandal? Eylül 2026'da. Demek ki Mehmet Şimşek'in bildiği, herkesin gözü önünde dönen bir hikaye. Önlenemiyor, önlenmiyor. Ve bu neye mal oluyor? 830 milyar liraya. En basit deyimiyle 830 milyar liraya mal oluyor ve 515.000 kişiyi etkiliyor bu. Şimdi bu sabah ne diyor? "Toplantı yapacağım" diyor, değil mi? Bu zararların önlenmesi için... Önce şunun hesabını vermen gerekmiyor mu? Sen bu zararları gördüğün halde, bu manipülasyonları gördüğün halde ne yaptın? Bu soruya bir cevap vermek gerekiyor.
Deniz Bayramoğlu Şimdi evet, bu gerçekten önemli bir soru. Fakat aklıma da şu geliyor. Yani bir Hazine ve Maliye Bakanı işte bir yıl kadar önce bunu dile getirmiş, ifade etmiş. Peki acaba ondan sonra ne olmuş? Sizin bir tahmininiz ya da bir yorumunuz var mı? Yani bakan bunu söyledikten sonra bir şeylerin yapılıyor olması gerekir. Gücü mü yetmedi?
Gökhan Günaydın Sermaye Piyasası Kurulu'nun 107. maddesi bu konuda dolandırıcılığı önleyen ve bu konuda SPK'ya da görev veren bir düzenleme içeriyor. Bunları "SPK'nın yeterli uzmanı yoktur, yetkin insanı yoktur, denetleyememişler, görememişler" üzerinden açıklamanın imkanı yok. Ama bazı şeyler söyleyeceğim ben size.
Mesela 2018-2022 yılları arasında 4 yıl boyunca Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı'nı kim yaptı? Hatırlatayım: Ali Fuat Taşkesenlioğlu yaptı. Peki onun kardeşi kimdi? Zehra Taşkesenlioğlu'ydu, değil mi? Bu kimdi? 25. dönemden itibaren yıllarca AKP milletvekilliği, Erzurum milletvekilliği yapmış bir kadın. Peki bu kadının Afrika'da madenleri, İngiltere'de AVM'leri, Türkiye'de kilolarca altınları çıkmadı mı? Bunun SPK ile bağlantısı ortaya çıkmadı mı? Eski eşinin Türk Hava Kurumu Üniversitesi Rektörlüğü üzerinden yürüttükleri çıkmadı mı? Ne yapıldı bu konuda? Ben söylüyorum size, soruyorum size: Zehra Taşkesenlioğlu'nun mal varlığını araştıracak bir adım atıldı mı? Atılamaz. Sebebi ne? Çünkü Zehra Taşkesenlioğlu AKP milletvekili. Bu kadar basit. Şimdi dönelim...
Deniz Bayramoğlu İzin verin. Hani sordunuz ya "Buralarda neler oldu?" diye, bakalım kimler var orada. Bir ilginç bilgiyi aktarayım, oradan devam edin; yardımcı olacağını düşünüyorum. T24 yazarı Sayın Çiğdem Toker... Yani gazeteciliğini, hassasiyetini, gazetecilik ilkelerine hangi çerçevede, hangi ölçülerde bağlı olduğunu hepimizin bildiği önemli bir isim. Bugünkü T24'teki yazısında önemli bir iddiayı ortaya atıyor. Dediğim gibi, o yüzden vurguladım Çiğdem Toker'in nasıl bir gazeteci olduğunu.
"İşte bu konu tartışılmalı ve aydınlığa kavuşması gerekiyor" diyor tüm bu bahsettikleriniz ve daha fazlasıyla ilgili. Ama devam ediyor: "Çünkü" diyor, "ulaştığım bazı bilgiler, manipülatif işlemler yapan şu fon şirketlerinde SPK'nın gözetim ve denetimden sorumlu kıdemli bir uzmanının —hani siz de diyorsunuz ya çok uzmanı var— o uzmanlardan birinin, denetçinin hayli kapsamlı bir denetim raporu hazırladığı, hatta bu raporun hiyerarşik silsileden geçerek geçen şubat ayında sisteme yüklendiği ancak sonra ne olduysa sistemden kaldırıldığı yönünde. Nedeni hakkında rivayet muhtelif, onlara girmeyeceğim. Sadece raporda adı çok geçen o büyük fon şirketine büyük tutarda idari para cezasının önerildiği konuşuluyor."
Yani denetlemiş, ortaya koymuş; "Ona idari para cezası keselim, çok büyük" demiş o denetçi. Devlette hiçbir şeyin izinin kaybolmayacağı söylenir, umarım öyledir. Ve sisteme yüklenip kaldırıldığı Ankara'daki sermaye piyasası çevrelerinde konuşulan bu raporun varlığı teyit edilir. Kim bilir, belki de eski tabirle önceki dönemde sümen altı edilmiş olan bu rapor, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 19 Ağustos tarihli müzekkeresiyle yeniden gün ışığına çıkmıştır da diyor.
Gökhan Günaydın Umarım. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MASAK'a bir yazı yazıyor. Diyor ki: "Bu fonlarla ilgili işlemleri yapanların mal varlıklarını 2024'ten bu yana araştırın" diyor. 2024 de ilginç. Niye 2020 değil mesela? Çünkü asıl şüpheli işlemler 2021 yılında başlıyor, değil mi? Kapalı fon 2021'de kuruluyor. 2021'de kurulan kapalı fon, o 12 kişinin ne olduğunun ipini çektiğimiz zaman Türkiye'nin kara para mekanizmasıyla siyaset mekanizması arasındaki bağı... Darbenin siyasi ayağı ortaya çıktı mı ya? Darbenin siyasi ayağı ortaya çıkmadıysa bu ekonomik darbenin siyasi ayağı da mı ortaya çıkmayacak?
Şimdi şunu söyleyelim: Bu fonlarda kimler var yönetim kurulu üyesi ve bunların siyasetle bağlantıları ne? Mesela bir Profesör Doktor Kerem Alkin var, değil mi?
Deniz Bayramoğlu "Sermaye piyasalarını ben bilmem" diye açıklama yapmış ifadesinde.
Gökhan Günaydın Bilmez, bilmez. Şimdi arkadaşın bakalım kariyerine. Yeni Şafak Gazetesi köşe yazarlığını koyalım bir tarafa. Sonra Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu üyeliği. Türkiye Varlık Fonu'na Recep Tayyip Erdoğan kimleri alıyor? Soralım, bir tarafa bırakalım. 2017-2018 İhracatçılar Meclisi Genel Sekreterliği, Halk Bankası Yönetim Kurulu üyeliği —bir kamu bankası— sonra Türkiye'nin OECD nezdinde Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi. Şimdi nerede? Şimdi içeride, tutuklu.
Demek ki önüne geleni Varlık Fonu'na almayacaksın, Halk Bankası Yönetim Kurulu üyesi yapmayacaksın, Büyükelçi yapmayacaksın, OECD nezdinde temsilci olarak görevlendirmeyeceksin. Şimdi nerede? İçeride. Niye içeride? Çünkü artık bu kanalizasyon önlenemeyecek şekilde patladı da onun için içeride. Bu içeride olmasının sebebi de kamuoyu baskısıdır. Yoksa biliyorsunuz yurt dışı yasağı falan ile önlemeye çalıştılar bunu.
E şeye bakalım, Emre Alkin'i es geçmek mümkün mü? Bunlar biliyorsunuz büyük bir ailedir.
Deniz Bayramoğlu Erdoğan Alkin babaları.
Gökhan Günaydın Evet, sermayenin her zamanki temsilcileridir. Emre Alkin neymiş? Tera Portföy Yönetim Kurulu Üyesi. 2021 yılında Topkapı Üniversitesi Rektörlüğü'ne atanmış. Daha önceki görevi neymiş? Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyi'nde görev yapmış. Demek ki Akademik İstişare Konseyi Cumhurbaşkanlığı'nın ya da üniversitenin rektörlüğünü yapan adamlar şimdi içerideler. Bunların bağlantılarını neyle görüyoruz biz? Hep AKP ile ve Cumhurbaşkanlığı ile bağlantılarını görüyoruz.
Tabii bir de kara mizah var. Bir kitap yazmış son zamanlarda. Kitabın adı ne biliyor musun? Menfaat Ekonomisi. Bu kitap ekonomik söylemlerin ardındaki güç ilişkilerini görmek isteyenler için yazıldı diyor. Harika, değil mi? Yani dolayısıyla hiçbir şeyin gizlenecek bir hali yok. Bu fonları gördüğünüzde, bu fonların gelişimini gördüğünüzde, bunların siyasetle bağlantısını gördüğünüzde aslında çok da tereddütte kalacak bir şey yok.
Son olarak bir şey daha söyleyeyim. Bir Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyesi var: Abdulkadir Özkan. O da şu anda tutuklu. Daha evvel Diyanet İşleri Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı'nda basın müşavirliği görevlerinde bulunmuş. Bakanlıklara ve başkanlıklara bakın. Ve bu arkadaş 19 Mart darbesini protesto etmek için alanlara çıkanları vatan haini olarak tanımlamış. Yani özetle söylemek gerekirse bunlar tam da iktidarın tanımladığı milli ve yerli adamlar. Kara mizah olarak söylüyorum, kuşkusuz. Anlatabiliyor muyum? Yani orta yerde "Ben siyasete göbekten bağlıyım" diyor, inanılmaz paralar kazanıyor.
Ve bir şey daha söyleyeyim size: Türkiye'de 830 milyar lirayı üç beş tane adama yedirmezler. Anlatabiliyor muyum? Eğer buna Mehmet Şimşek "Ben görüyorum, düzenleme eksikliği var" deyip de susmuşsa, Sermaye Piyasası Kurulu yazılan raporlara rağmen bir adım atmamış ise bu parayı başkaları paylaştı. Kimlerin paylaştığını o 12 kişiyi gördüğümüz zaman bulacağız. İsimleri geçiyor. İsimleri geçtiği için ben hiç kimseye buradan bir şey söyleyemem. Masumiyet karinesi var.
Deniz Bayramoğlu Şüphesiz resmi kaynaklarca ifade edilmedikçe, soruşturmada savcılık tarafından net olarak bunlar dile getirilmedikçe biz de onları ifade etmeyiz, edemeyiz. Bize de geliyor muhakkak isimler ama bize yönelik hep bunlar söylendi, hep masumiyet karinesi çiğnendi ama görüyorsunuz biz saygılı olmaya devam ediyoruz.
Gökhan Günaydın Evet, evet. O onun çiğnendiği çok alanlardan bir tanesi. Şimdi bakın, bu kadar isim tutuklandı, gözaltına alındı. Onların gözaltına alınmaları esnasında hiç şey görmedik. Mesela o prodüksiyonları, şeylerin önlerden arkalardan çekildiklerini, kafalarının bastırıldığını, ellerinin kelepçelendiğini... Sessiz sedasız, gösterilmeden oldu.
Geçen hafta Sinem Dedetaş'ı ziyarete gittim.
Deniz Bayramoğlu Yani Sinem Hanım'ın evinden alınış görüntüsü mesela...
Gökhan Günaydın Sinem şu anda Çorlu'da kuyu tipi cezaevinde tutuluyor. Bakın, ailesini tanıdığım bir insandır, kendisini tanıdığım bir insandır. Ya bir sürü belediye başkanımız var da işte birisi için söylüyorum: Sabah 06:22'de evinden gözaltına alındı ve 06:23'te bütün görüntüler yandaş kanallara dağıtıldı. Öyle değil mi?
Ha, Menfaat Ekonomisi kitabı da şahane. Yani adamcağız yaşadığını anlatmış, sorun yok yani, gayet güzel. Bir şey daha söyleyeyim size: "Asrın yolsuzluğu"ydu, değil mi? İBB için atılan iftiralar. Asrın yolsuzluğu! Rakam ne kadar? 160 milyar lira, iddianamedeki iddia edilen. Bugün ne kadar? En az 830 milyar lira. En az diyorum. Neden en az diyorum biliyor musunuz? Borsa o skandaldan bu yana sürekli değer kaybediyor. 1,5 trilyon TL para kaybetti borsa o günden bu yana. 6,5 milyon yatırımcı bu skandal nedeniyle para kaybediyor. Bunun hesabını kim verecek?
Sonra işte Katılımevim, Birevim falan gibi kampanyalar yürütülüyordu, değil mi? Bunların tamamını Emlak Bankası alıyormuş. Emlak Bankası bunları devraldığı zaman ne kadarlık bir kamu zararı oluşacak? Bilmiyoruz, açıklanmadı.
Deniz Bayramoğlu Zaten en önemli gazeteciler olarak taleplerimizden bir tanesi, sorduğumuz sorulardan bir tanesi de bu. Kamu derken hani öyle bir soyut bir varlıktan bahsediyoruz gibi oluyor ama nihai olarak aslında vatandaşın üzerine... Yani toplanılan vergilerden, bütçeden alınacak para orada kullanılacak. Vatandaşın üzerine ne kadar yük binecek bilmiyoruz, öğrenmek istiyoruz.
Gökhan Günaydın Deniz, Türkiye Cumhuriyeti'nin 2026 yılı bütçesinin %85'i vergilerden oluşuyor. Vatandaş vergi ve ceza ödemekten artık nefes alamaz hale gelmiş. Sonra o vergilerle oluşan bütçe işte buralarda yandaşlara dağıtılıyor.
Ben soruyorum size: Dünyada dolar milyarderi sayısının en hızla arttığı ikinci ülke Türkiye. Bunlar nasıl yapıyorlar bu paraları? Yani Türkiye'de sanayiye bakıyorsunuz imalat sektörünün üretim hızı düşmüş, tarım çökmüş. Anlatabiliyor muyum? Bu insanlar buralardan para kazanamıyorlar. Peki bu dolar milyonerleri 935.000 kişiye ulaşmış, bu paraları nereden kazanıyorlar?
Emre Tezmen denilen adamın para kazanmayla ilgili bir derdi var mı? Topkapı Üniversitesi'nde üniversite satın almış adam. Cebine atıyor, açılış konuşmaları yapıyor, basketbolculara fahri doktoralar falan dağıtıyor. Yani hava 1500. Çünkü adam "Nasıl olsa beni hiç kimse denetleyemez" diye bakıyor. Kime güveniyor? O parayı paylaştıklarına güveniyor.
Deniz Bayramoğlu Şimdi ben de bir taraftan bir şey arıyorum, bulamadım bir türlü ama bu bahsettiğiniz kitaplar gelince aklıma, Sakıncasız Piyade'de adı geçen bir "holding profesörü" vardır. Erdoğan Alkin'i işaret ettiği ifade edilir, babaları...
İkincisi de Sülün Osman'ı biliyorsunuz, değil mi? Sülün Osman'ı bilmeyen yoktur. Sülün Osman satamadı ama bunlar satacaklar. Bakın Sülün Osman'ın cezaevinde yazdığı bir kitap var, onu biliyor musunuz?
Gökhan Günaydın Yok, bilmiyorum.
Deniz Bayramoğlu Alın Teriyle Para Kazanmanın Önemi.
Gökhan Günaydın Öyle mi?
Deniz Bayramoğlu Evet, onu da bir vurgulamak istedim çünkü çok güzel denk düştü. Çok ilginçtir yani o kitap. Sülün Osman'ın yazdığı kitap: Alın Teriyle Para Kazanmanın Önemi.
Şimdi vaktimiz az, konuşacak çok fazla konu var. O yüzden burada partinin tavrını da sizin sorularınıza açık... Bir kanun teklifi hazırladınız, onu soracaktım zaten.
Gökhan Günaydın Kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunuluyor. Biz şunu söylüyoruz: Sadece bu yatırım fonlarının likiditeye dönüştürülmesiyle alakalı değil, bunların sahiplerinin mal varlıklarına doğrudan gidilmeli. Bu mal varlıkları tasfiye edilmeli, bu insanların alacakları ödenmeli. Ve bu denetim görevini yapmayan kim var ise hakkıyla kamunun önüne getirilmeli.
Peki şunu da söyleyeyim ben size, hani bunu söylemezsem aydın namusu olarak görevi yerine getirmiş olmam. Kendimle ilgili bir bilgi vereceğim; övünmek için değil, o yaşları çoktan geçtik. Ben epeyce eskimiş bir hukukçuyum. Sonra ben makroekonomi doçentiyim. Ama ben sermaye piyasalarından anlamam. Beni Sermaye Piyasası Kurulu üyesi yapmamalısınız. Çünkü orası gerçekten özel bir ihtisas alanı.
Peki Adalet Bakanı'nın hukukçu eşi Sermaye Piyasası Kurulu'nda çalıştığı zaman bir yetkinlikle mi çalışıyor? Yani şimdi Adalet Bakanı, eşinin de görev yaptığı Sermaye Piyasası Kurulu'nun denetim görevini yerine getirmediğini denetleyecek, araştıracak, bununla ilgili soruşturma kovuşturma yapacak, öyle mi? İşte Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin memleketi getirdiği nokta budur.
Deniz Bayramoğlu Mansur Yavaş'a geçelim. Dün Türkiye'nin gündemini salladı Mansur Yavaş'ın istifası. Uzunca da bir açıklaması vardı. Müslüm Sarı'nın açıklamasının ardından geldiği ifade edildi. Çünkü Sayın Yavaş'ın açıklamasında da "Bugün hakkımda yapılan açıklamalar nedeniyle" diyerek orayı işaret eden bir nokta vardı. Şimdi siz önce nasıl değerlendiriyorsunuz bu istifayı?
Gökhan Günaydın Bir kere istifa tek taraflı ve iradi bir işlem. Yani Mansur Yavaş epey düşünmüş; zaten kendisi de öyle söylüyor, "Bu kararlar kolay alınmaz" diyor. Kararı nasıl aldığını, sürecin nasıl yürüdüğünü de anlatıyor. Anlatırken şunlar benim dikkatimi çekti: "19 Mart'tan bu yana devam eden ve mutlak butlanla devam eden süreçte görüşlerimi kamuoyuyla açık olarak paylaştım" diyor ve ilaveten de diyor ki: "Siyaset bölerek, parçalayarak değil; toparlayarak yapılmalıdır."
Şimdi şöyle bir arka bilgi vereyim: İlk kez 2014 yılında biz Mansur Bey'i Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak gösterdik. Bence 2014 seçimini de Mansur Yavaş ve Cumhuriyet Halk Partisi kazanmıştı. "Bence" diyorum çünkü sonuçlar ortada. Çok küçük bir farkla o dönem Melih Gökçek hani ağlaya sızlaya, "Siz ne istediniz de ben vermedim?" diyerek falan seçimi kazanmıştı. 2014'ten sonra 2019'da tekrar aday yapıldı, kazandı. 2024'te tekrar aday yapıldı ve kazanıldı. Hem Ankara'daki çalışmalarıyla hem de Türkiye'deki duruşuyla takdir gören bir siyasetçi. Ve bu takdiri de mevcut kara düzenin karşısındaki duruşuyla aldı.
Bu ne anlama geliyor? Orta yerde bir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi var. Bunun yarattığı idari ve ekonomik bir tablo var. Bu tablo vatandaşın inanılmaz yoksullaşması ve idarede de doğru işlemlerin yapılmamasıyla anılıyor. Ne dedi Mansur Bey? "Ben bu büyük yoksulluğa karşı büyük yatırımlar yapmak yerine sosyal belediyecilik uygulamasıyla vatandaşın yanında olacağım" dedi. Birincisi bu.
İkincisi, hangi belediye başkanı tutuklandıysa hep benzer bir açıklamayı yaptı: "Bu insanları ifadeye çağırabilirsiniz. Bu insanların illa sabahleyin evinden alınması gerekmez, tutuklanması gerekmez. Ayrıca Melih Gökçek hala dışarıdaysa yaptığın herhangi bir tutuklamanın doğru olduğuna beni inandıramazsın" dedi. Bütün bu söylemler kendini nerede konumlandırdığını gösteriyor. Doğal olarak mevcut düzenin karşısında konumlandırıyor.
Şimdi bu istifasıyla "Ben bağımsız olarak çalışmalarıma devam edeceğim ama tutumumda bir değişiklik olmayacak. Bana oy verenleri ben mahcup etmeyeceğim" diyor. Bu tavrı ve tutumu devam eder diye düşünüyorum ben. Bugün vatandaşın kahir ekseriyeti Türkiye'nin iyi yönetilmediğinin farkında ve Erdoğan'ın tek adam rejiminin karşısında dik durabilen, sağlam durabilen ve vatandaşa gelecek vaat edebilen aktörleri arıyor, siyaseti arıyor. Burada duran kazanır. Yaşayacağız, göreceğiz ilerisini.
Deniz Bayramoğlu Şimdi Sayın Yavaş'ın açıklaması ile ilgili tabii ki çok da spekülasyon yapıldı, üzerine çok da konuşuldu. Attığı her adım üzerine çokça konuşuluyor. En son Sayın Özgür Özel de Mansur Yavaş'ın cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili —daha doğrusu cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili Mansur Yavaş'ın da isminin geçtiği— bir açıklama yapmıştı, Sayın Ekrem İmamoğlu'nun durumunu da ifade ederek, gündeme getirerek, hukuki yolların tükenmesi vesaire gibi alternatifleri, ihtimalleri dile getirerek.
Şimdi oradan hareketle soruyorum: Sayın Yavaş'ın bu açıklaması böyle bir adaylığa hazırlık, o anlamda herkesin oy verebileceği ortak, bağımsız bir aday görüntüsü çizmek için yapıldı diyen de var; "Hayır, Sayın Yavaş artık yavaş yavaş siyasetten çekilecek görevi bitince, onun işaretlerini verdi bu açıklamada" diyen de var. Siz konuya cumhurbaşkanlığı adaylığı çerçevesinde baktığınızda bir resim görüyor musunuz?
Gökhan Günaydın Ben kendisiyle istifası sonrası konuşmadım. İstifa metnini birkaç kere dikkatlice okudum; "Ben siyasetten çekiliyorum" tınısı görmedim orada. Tersine, "Ben durduğum yerdeyim. Bugüne kadar kimseyi mahcup etmedim, bundan sonra da mahcup etmeyeceğim. Siyaset toparlama işidir" diyen bir anlayış gördüm. Dolayısıyla ben "siyaseti bırakıyor" iddialarına çok prim veren bir tarafta durmuyorum. Zaten daha evvel yaptığı açıklamada da "Birlikte rahmet vardır" diyerek bir mesaj vermişti gibi gelmişti bana.
Ayrıca an itibarıyla bağımsız. Daha seçimlere bir zaman dilimi var. Bu bağımsızlığını sürdürecek mi yoksa bir partiye katılım olacak mı, bunu da önümüzdeki zaman dilimi içerisinde göreceğiz. Dolayısıyla burada açıklamaların kişisel haklara da saygılı bir biçimde bir miktar daha ihtiyatlı olması gerektiğini düşünürüm.
Ama biraz evvel söyledim, bir kere daha söyleyeyim: Vatandaş bu rejimin bu memleketi tükettiğini, gelecek bırakmadığını görüyor ve bunun karşısında cesur ve kapsamlı bir programla durabilen kadrolar arıyor. Dolayısıyla burada durmak memleketin yararındadır, kişisel yararları bir tarafa bırakalım.
Deniz Bayramoğlu Adalar'daki başkan vekili seçimi... Bayrampaşa, ardından Üsküdar, ardından Adalar Belediyesi. Ben Türkiye'nin siyasi tarihi açısından baktığımda gerçekten eski Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'ün de ifade etmiş olduğu gibi insan bazen gerçekten hayret ediyor. Hayretlerle izledim yani olanları bitenleri, özellikle de son Adalar seçimini. Ne diyeceksiniz onunla ilgili?
Gökhan Günaydın Utanmazlığın tavan yaptığı bir alan diyeceğim. Bakın, utanmazlığın tavan yaptığı bir alan. Eskiden minareyi çalan kılıfına uydurmaya çalışırdı. Artık kılıfına uydurulabilecek bir minare kalmadığı için adamlar her şeyi açık açık yapıyorlar.
Bakın, önce bir toplam rakam vereyim size: İstanbul'un 39 ilçesi var. Bizim 2024 seçimlerinden önce 14 ilçemiz vardı. Biz onun yanına neredeyse bir o kadar daha, 12 ilçe daha koyduk. 31 Mart 2024 seçimlerinden biz 26 ilçeyle çıktık. Yani 39 ilçenin 26'sı CHP'liydi. Onun üzerine bir de Büyükşehir koyun, 27 belediye. Bu 26 belediye bizdeydi, değil mi? Şimdi kaç belediye var biliyor musunuz? 9 seçilmiş belediye başkanımız var. 9! Yalnızca 9 seçilmiş belediye başkanımız var. 7 tanesi de belediye başkan vekili ile yönetiliyor.
Önce soruyu şöyle soralım: 2019 öncesi sizde olan belediyeler, 2024 öncesi sizde olan belediyeler... Bunların hiçbirinde en ufak bir yolsuzluk yok da sadece 2024'ten sonra ya da 2019'dan sonra bize geçmiş olan belediyelerde mi yolsuzluk var? Beni bununla mı ikna edeceksin? Üsküdar'da neler yapıldığını biz bilmiyor muyuz? Şimdi Sinem Dedetaş tutuklu, ondan evvelkiler ellerini kollarını sallaya sallaya devam ediyorlar. Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen iken onun yardımcısı olan kişi şu anda Adalet Bakan Yardımcısı. Ya başka bir şey söylemeye gerek var mı arkadaş?
Adalar'da 10 belediye meclisi üyesi bizde, 2 tanesi AKP'de; seçim sonucu böyle. 2024'te seçimi %55 ile almışız. Şu anda bizi izliyorsa Ercan Başkan'a selam olsun. Adalar Belediye Başkanı %55 ile biz almışız, sonra %13 TİP almış —demek ki orada bir sosyalist oy da var— %4 DEM almış. Peki AKP ne kadar almış? %23 almış. Yani AKP, Adalar'da yaşayan her dört vatandaştan yalnızca birinin oyunu alabilmiş.
Şimdi onlar diyorlar ki: "Sen belediyeyi kazanmışsın, %70 üzerinde toplamda oy almışsın, tek başına %55 almışsın; bunların bir önemi yok. 10 tane belediye meclis üyesi çıkartmışsın, bunun da bir önemi yok. Ben operasyonumu yaparım, orayı alırım senden ve hiç utanmam" diyor.
Şimdi bizim bir öz eleştiri yapmamız gerekir mi? Gerekir. Vatandaş da bana soruyor zaten: "Tamam da arkadaş" diyor, "senin belediye meclis üyelerin ne yapıyor?" Cevap verelim: Bizim belediye meclis üyelerimizden dik duranlar gözaltına alınıyor ve tutuklanıyorlar, oy kullanmalarına engel olunuyor. Sonra birilerine diyorlar ki gece yarısı: "Bak senin eskiden dosyaların varmış, o dosyaları bulduk. Seni yarın sabah alacağız, sen bilirsin" diyorlar. Bir başkasına diyorlar ki: "Aa, senin bir restoranın varmış, o restoranı yarın sabah kafana yıkalım mı?" diyorlar.
Peki "Yık" diyebilecek bir onura ihtiyaç var mı? Var. "Hangi dosyan varsa elinden geleni ardına koyma" diyebilecek bir gurura ihtiyaç var mı? Var. Ama o onur, o gurur olmayanlar gidiyorlar, teslim oluyorlar. Dün Tuzla YENİ Parti binasının açılışındaydık. Orada ben seslendim eski belediye başkanına... Eski belediye başkanı diyorum çünkü bizim nezdimizde artık o belediye başkanı falan değil. Hepimiz gidip Tuzla'da o seçilsin diye çalışmış idik. Ali'den bahsediyorsunuz.
Bakın, ben hayatım boyunca dini referanslarla konuşma yapan bir insan hiç olmadım ama bunun bir kültürel kodu var, bunun bir ahlaki kodu var. İnsan seni seçmiş kardeşim! Anlatabiliyor muyum? Yani insan biraz onurla, kendine verilen oyun kıymetini bilerek davranmaz mı?
Bundan sonrasını konuşacağız, bu önemli noktası. Bundan sonra gelecekleri yer İBB'dir.
Deniz Bayramoğlu Sizin de ifade ettiğiniz o fonla ilgili yasa tasarısının bugün meclise gideceği söylendi.
Gökhan Günaydın Bugün 12:30'da basın toplantısıyla arkadaşlarımız duyuracaklar. YENİ Parti'nin şahane bir Ekonomik Eşgüdüm Konseyi var. Çok uzman arkadaşlarımız orada görev yapıyorlar. Onun sözcüsü olarak da İzmir Milletvekilimiz gerekli açıklamayı bu sabah yapacak.
İsim meselesi... Eda da bahsetti bu konuyla ilgili bugün. 21 Mayıs 2026'da butlan kararı geldi. 24 Mayıs'ta biber gazı ve plastik mermiyle CHP Genel Merkezi'ne girildi. Biz 24 Temmuz'da, yani yalnızca 2 ay sonra partiyi kurduk. Bu partiyi biz kurmadık, 91 milletvekili olarak halk kurdu. Adını da halk koydu: YENİ Parti.
Şimdi her gün böyle konuşanları duyuyorum. Hele hele böyle bizden görünüp de, çağdaş dünyadan görünüp de adını bile koyamayanlar... "Adını bile koyamayanlar memleketi nasıl yönetir?" diye o nidalarla ortalıkta dolaşanlar var. Adı YENİ Parti, memleketin kendisi koydu. Öztürk Yılmaz'ın Yenilik Partisi ile Özgür Özel'in YENİ Parti'sini sandıkta karıştıracak bir tane vatandaş var mı diye soruyorum. Bana herkes diyor ki: "Öbür parti hangisi?" Öbür partiyi bilen yok, anlatabiliyor muyum? Kimseye saygısızlık etmek için söylemiyorum. Neyi neyle karıştırıyorsun? Ayrıca geçmişte çok benzer isimlere yönelik Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvurular bizim açımızdan red cevabıyla karşılanmış.
Şimdi böyle bir tablo var önümüzde. Dolayısıyla ben ismimi koymuşum, geçmişim ve yürüyorum. Vatandaş da bu ismi kendisi koymuş ve beğeniyor, takdir ediyor. Şimdi gelmiş bir parti bize diyor ki: "Sizinle anlaşalım." Nasıl anlaşalım? "Beni Cumhurbaşkanı adayı yap, ben de bu iddiadan vazgeçeyim." Ya arkadaş, memleket bu kadar ucuz falan değil, anlatabiliyor muyum? Toplantı yapıyormuş, bilmem ne konseyini toplayacakmış da basın toplantısı... Ne yaparsan yap! Anlatabiliyor muyum? Yani YENİ Parti kimseyle cumhurbaşkanlığı adaylığı pazarlığı yapabilecek bir parti falan değildir. Herkes bunu aklına böylece güzelce soksun.
Ne yaparız? Gideriz, sağlam duruşumuzu gösteririz. Söz edilen parti ya da Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi'nin geçmişte verdiği kararlar gibi burada da "Ben bir iltibas görmüyorum" kararını vermesini bekleriz. İltibas mı gördü? Deriz ki: "Türkiye'nin YENİ Partisi" ya da "Milletin YENİ Partisi." Bu kadar basit, anlatabiliyor muyum?
Dolayısıyla bunun üzerinden saatlerce televizyon programları yapanlar, bizleri beceriksizlikle suçlayanlar, buradan cumhurbaşkanlığı adaylığı çıkartmaya çalışanlar... Hadi işinize kardeşim! Bu kadar açık, bu kadar net söylüyorum: Hadi işinize! Biz sokaklarda, meydanlarda Genel Başkanımızla, yardımcılarımızla, grup başkan vekillerimizle, milletvekillerimizle yürümeye devam edeceğiz. Salonlardan, basın toplantılarından vazgeçin de, hayal görmekten vazgeçin de bir sokağa çıkın. Sokakta karşılığınızı bir görün. Sizi böyle alkışlayıp "Bravo, gel önderimiz ol" diyen varsa ondan sonra bakalım hep beraber.
Deniz Bayramoğlu Az önce Üsküdar'ı konuşuyorken "bundan sonra" dedim, siz zaten benden sonra hemen tamamladınız; "Bundan sonra İBB'ye gelecekler, onu planlıyorlar" diye. Peki nasıl bir yol planı YENİ Parti bu konuyla ilgili olarak kuruyor, hazırlıyor?
Gökhan Günaydın Bütün mevzuatı alıyoruz, bütün gelişmeleri değerlendiriyoruz. Belediye meclis üyelerimizin hem büyükşehirde hem ilçe belediyelerinde durumlarına bakıyoruz. An itibarıyla orta yerde 70'ten 12'ye, 13'e doğru daralan bir fark var. Çünkü X ilçesinde gidiyor —mesela Arnavutköy'de ya da atıyorum Esenyurt'ta— hiç alakasız bir konudan dolayı İstanbul Büyükşehir Belediyesi meclis üyemize bir operasyon yapılıyor. O gözaltı ve tutuklama... Dolayısıyla sayı bir aşağıya doğru düşüyor. Üsküdar'da yaptıklarından sonra, Adalar'da yaptıklarından sonra burada da ne yapacaklarını tahmin etmek zor değil. Yani doğrudan yapılan kamu otoriteleri üzerinden yapılan baskılama ve bunun iktisadi boyutları... Burada da bunu yapabilirler.
Şunu öncelikle söyleyeyim: Bir deşifrasyon yapacağız. Yani sağlam, net, halkıyla beraber, kendini seçen insanlarla birlikte duranlarla duramayanları vatandaşa göstereceğiz. Artık öyle rahat siperlerin arkasına saklanarak durma falan yok. Hep beraber onurlu bir duruş göstermek zorundayız.
Arkasından da böyle bir operasyona başlarlarsa bu operasyonun 19 Mart benzeri bir işi tetikleyeceğini de burada söyleyeyim. Yani AKP şöyle baksın kendisine: 19 Mart'tan bu yana, yani İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu'nu tutukladıktan bu yana acaba üzerine bir puan koymuş mu? Yoksa vicdanını başkasına teslim etmemiş, iradesini üzerinde taşıyan AKP'li, MHP'li yurttaşlar da "Bu kadar olmaz" diyorlar mı? Diyorlar, "Bu kadar olmaz" diyorlar. Anketlerde gösterilen oyu alsınlar, ben bütün diplomalarımı yırtıp atacağım. Bu kadar açık söylüyorum. Çünkü sokakta yok AKP. Artık vicdanı olanlar oradan çoktan kopmuşlar. Bu bağlamda buraya yürümemelerini tavsiye ederim. Eğer buraya yürürlerse karşılarında bizi bulacaklar.
Diyebilirsiniz ki: "Üsküdar'da ne yaptınız ki? Adalar'da ne yaptınız ki?" Evet, karşında devletin savcısı var, devletin polisi var. "Devlet" diyorum; "parti devleti" olmasın bu, hani devlet olsun. Orada hiç kimse bir sorun çıkartmaz. Ama parti devletine dönüşürsen millet de orada ayakta seni bekliyor. Yani milletle parti devletini karşı karşıya getirmemek lazım. Çünkü biz bu memleketin barışından, güvenliğinden yanayız. Biz bu memlekette demokrasiden ayrılmamaktan yanayız. Kazanamadığını bu operasyonlarla ele geçirmek sana bir şey sağlamaz. Ha, bana diyorsan ki: "Ya ben rıza üretmekten zaten çoktan vazgeçtim, vatandaşın rızasını üretemiyorum, dolayısıyla zorla buraları tutmaya çalışıyorum..." Bu memleket zorla tutulabilecek bir memleket değil.
Deniz Bayramoğlu Şimdi bu meclis üyeleri ile ilgili olarak haklı olarak siz de söylediniz, "Biz de öz eleştirimizi vermek noktasındayız" burada. Bundan sonra başka bir yola gideceğiz de bundan sonra YENİ Parti'nin yeni kadrolaşmasında bu tür tatsız sürprizlerle karşılaşmamak için ne yapmayı planlıyorsunuz peki?
Gökhan Günaydın Önce şunu ifade edeyim: Öz eleştiri yapmadan, her şeyi karşıya atarak, vatandaşın sana yönelik yaptığı eleştirileri duymazdan gelerek siyaset yapılmaz. Bunları duyuyoruz, kendi payımıza düşenleri alıyoruz. Ancak şunu söyleyeyim: Sizin grup başkan vekiliniz, sonra Afyon'a belediye başkanı yaptığınız bir gün AKP'ye geçiyor ise "Bunu bilemedik" deme ihtimalimiz var mı? Demek ki mesele bilememek ve seçememekle alakalı değil. Ya da Aydın Belediye Başkanı bu memlekette Cumhuriyet Halk Partisi'nde yıllarca parti meclis üyeliği, milletvekilliği yapmış, sonra Aydın'a Büyükşehir Belediye Başkanı olarak gönderilmiş ve seçilmiş. Yıllar sonra gidip AKP'ye geçiyorsa "Aa, bunu da seçememişim" demenin bir anlamı var mı?
Demek ki seçimlerdeki yanlışları konuşalım, biz burada payımıza düşeni alalım; ama şunun asıl önemli olduğunu unutmayalım: Orta yerde bir ekosistem var ve bu ekosistem sana diyor ki: "Ya belediye başkanlığına yarın sabah devam edeceksin rozetimi takarak ya da seni Silivri'ye göndereceğim." Ya da diyor ki: "Kocanın şirketleri mi var? Aa, şu anda iyi bir para kazanıyor, yarın sabah olmayabilirler. Ona göre..."
Şimdi diyebilirsiniz ki: Bu baskının yapıldığı ve aslan gibi direnenler var. E işte Sinem Dedetaş içerideyken, Ekrem İmamoğlu içerideyken, Zeydan Karalar yıllarca içeride yattıktan sonra çıkmışken bunlara, bu tehditlere eyvallah diyenlerin yanında mı duruyorum? Asla değil! Ama bu ekosistemi sorgulamadan, bu suç örgütünü ortaya çıkartmadan biz bir yere varamayız. Çünkü bu transferler "Ben birdenbire AKP'li oldum, birdenbire ampul beni aydınlattı" diyerek olmuyor; baskıyla ve tehditle oluyor. O baskıya ve tehdide eyvallah diyenler, onları seçenler —yani bizler— eleştirimizi verelim, suçumuzu üstümüze alalım neyse payımıza düşen. Ama asıl olarak buradaki o suç örgütü çabasını da unutmayalım.
Adalar Belediye Başkanlığı seçimi kazanılmış, AKP'nin İstanbul İl Başkanı pişkin pişkin açıklama yapıyor; diyor ki: "Adalar'ın biriken sorunları var, çöplerini temizleyemiyorlar" falan filan. Ya Adalar'ın 100 yıllık fayton sorununu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı çözdü, Ekrem İmamoğlu'na selam olsun. Orada faytonlar vardı, değil mi? Onların yarattığı bir kirlilik vardı. Sonra İSTAÇ orayı 15-20 gün gemilerle temizledi be kardeşim, bunları da mı unuttunuz?
Sonra başka bir şey daha var, bu bir sistem sorunu değil mi? Adalar'ın nüfusu —hemen bitiriyorum— 15.000 nüfusu var Adalar'ın ama hafta sonu 200.000 insan gidiyor. Peki sen buna "Çok insan yazın gidiyor, hafta sonu gidiyor" diyerek İller Bankası'ndan özel bir oranla ilave pay veriyor musun? Vermiyorsun. Sebebi ne? Çünkü bu belediyelerin tamamı bizde, bu kadar basit. Sende olsaydı sen özel düzenleme yapardın. Yani bugüne kadar yaptığın ahlaksızlığı, bugün yaptığın ahlaksızlığın meşruiyet temeli sayma kardeşim.
Deniz Bayramoğlu Evet, çok teşekkür ediyoruz Sayın Günaydın yayınımıza katıldığınız için.
Gökhan Günaydın Ben de herkese selam, saygılarımı sunuyorum. Sağ olun.
Deniz Bayramoğlu Onlar adına ben de aleykümselam diyeyim. Eksik olmayın izleyicilerimiz adına.