Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın; 29 Mayıs ve 6 Haziran 2024 tarihli Resmî gazetelerde yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu’nu değiştiren ve Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı’nı kuran kanunların Anayasa’ya aykırı hükümlerinin iptali ve yürürlüklerinin durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yaptıktan sonra basına açıklamalarda bulundu.
Doç Dr. Gökhan Günaydın ayrıca yaptığı paylaşımda da “29 Mayıs ve 6 Haziran 2024 tarihli Resmî gazetelerde yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu’nu değiştiren ve Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı’nı kuran kanunların Anayasa’ya aykırı hükümlerinin iptali ve yürürlüklerinin durdurulması istemiyle; AYM’ye başvurduk” ifadelerini kullandı.
29 Mayıs ve 6 Haziran 2024 tarihli Resmî gazetelerde yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu’nu değiştiren ve Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı’nı kuran kanunların Anayasa’ya aykırı hükümlerinin iptali ve yürürlüklerinin durdurulması istemiyle;
AYM’ye başvurduk pic.twitter.com/i6c9J4JXXS— Gökhan Günaydın (@gunaydingokhan) July 19, 2024
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın AYM önünde yaptığı basın açıklamasında aşağıdaki ifadelerde bulundu.
Dün saat 15:00’te başlayan sokak hayvanlarına ilişkin Tarım Orman Köyişleri Komisyonu, ertesi sabah 8:00’de bitti, yani aralıksız 16 saat çalıştı. Bütün gece o komisyonu çalıştıranlar, sinirlerin gerilmesine, insanlık dışı çalışma koşullarından medet umanlar, sonra o komisyonu tatil ettiler ve perşembe, cuma, cumartesi, pazar günü çalışmayacak olan komisyon, pazartesi günü 14:00’te toplanmak üzere çalışmalarına ara verdi.
Madem bu kadar ara verecektiniz, neden aralıksız 16 saat çalışmak durumunda bıraktığınız komisyonu? Neden gece 12’de, 1’de, 2’de, 3’te sinirler gerilmişken o görüntülerin kamuoyuna yansımasına izin verdiniz? Çünkü aslında amacınız bu…
Gelelim bu haftaya; aşağı yukarı yerel seçimlerden bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisi yoğun bir çalışma gündemiyle geçmedi. Yalnızca uluslararası sözleşmelerle meşgul olduğumuz haftalar yaşadık. Şimdi bize diyorlar ki: “Önümüzdeki hafta 50’den fazla maddesi olan vergi düzenlemesini, 30’dan fazla maddesi olan 9. Yargı Paketi düzenlemesini, ardından 11 maddelik bir Türk Ticaret Kanunu değişikliğine ilişkin düzenlemeyi; bunları salı, çarşamba ve perşembe günü bitirdikten sonra cuma ve cumartesi günü yarım kalan Öğretmenlik Meslek Kanunu düzenlemesini, pazar ve pazartesi günü ise sokak hayvanlarıyla ilgili düzenlemeyi Meclis’ten geçirmeyi amaçlıyoruz” diyorlar.
Geçen hafta AKP Grup Başkanı ve başkanvekillerine çok net olarak ifade ettik: AKP MYK’sının memuru değildir Türkiye’nin yasama organı. Bürokrasinizdeki aksamalar sizi bağlar. Türkiye’nin yararına olan acil düzenlemelere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu her türlü katkıyı sunmaya devam etmektedir. Ancak sizin gündem oluşturmak amacıyla Meclis’i kullanmanıza izin vermeyeceğiz ve önümüzdeki hafta da AKP’nin bu dayatmacı anlayışı devam eder ise Cumhuriyet Halk Partisi Meclis İçtüzüğünden kaynaklanan, doğan tüm haklarını kullanacaktır. O zaman Meclisi Ağustos’ta, Eylül’de hep beraber çalıştırırız. Cumhuriyet Halk Partisi zaten bu tatilin Meclis açısından çok uzun olduğunu değerlendirmektedir. 15 günlük bir tatil Meclis için yeter. Dolayısıyla buradan AKP Grubuna sesleniyorum: Ağustos’ta ve Eylül’de çalışmak üzere hazır olun. Bu düzenlemeler ancak o 2,5 aylık zaman dilimi içerisinde müzakere edilebilir.
Şimdi bu girişten sonra arkadaşlar bugün burada buluşmamızın nedenini söyleyelim. Yasama kalitesi böyle olunca çıkan kanunlar hem aceleye getiriliyor hem de bir AKP klasiği, kamu yararına aykırı dünya düzenleme içinde oluyor. Örneğin 29 Mayıs tarihinde Resmi Gazete’de Türk Ticaret Kanunu’nda bazı değişiklikler içeren düzenlemeler getirdiler. Rekabet Kuruluna, Rekabet Kurumu personelinin özlük haklarını düzenleme yetkisi veriyorlar. Dilimizde tüy bitiyor ki bu ancak kanunla ve Devlet Memurları Kanunu ile yapılabilir. Dolayısıyla da Rekabet Kurulunun böyle bir özlük işleri düzenlemesine yetkisi yoktur.
Diğer taraftan adil yargılama hakkının aksine Rekabet Kurulunun firmalara ilk savunma hakkını yeterince süre vermeden tanımasını Anayasa Mahkemesine götürüyoruz. Ürün ihtisas borsalarında alınacak teminatların ve oluşturulacak garanti fonunun usul ve esaslarının belirleme yetkisinin kanuni bir ölçüt belirtilmeksizin idarenin takdir yetkisine açık yetkiye bırakılması yine Anayasa’ya aykırıdır.
Reklam Kurulu’nun ifade hürriyetinin aksine erişimin engellemesi kararları verebilmesi elbette aykırıdır. Bunun için de gerekli düzenlemeyi yapıyoruz ve en önemli husus arkadaşlar; Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’deki ekonomik sıkıntının farkındadır. Bu ekonomideki daralma ve ekonomideki bozulma AKP’nin uyguladığı ve hiçbir iktisat teorisine uygun olmayan ekonomi politikasının sonucudur. Buradan yararlanmak isteyenler, yani fahiş fiyat artışı ve stokçuluk yapmak isteyenler vardır ve bunların mutlaka engellenmesi ve cezalandırılması gerekir. Ancak fahiş fiyat artışı nedir? Stokçuluk nedir? Eğer bunları kanunda tanımlamazsanız, idareye ucu açık bir yetki ve keyfilik veriyorsunuz. Bu da ticaret yaşamı açısından geri dönülmesi zor zararlar doğurabilir. Yeni ve uygun düzenlemelerin kanunda belirtilmesine olanak vermek üzere bunun da iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuş bulunuyoruz.
Bir diğer yasa arkadaşlar; Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Yasası da 6 Haziran tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bir vakıf kuruyorsunuz, Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı. Bu vakıf, bir özel hukuk tüzel kişisidir. Bu vakfın mütevelli heyetine sınırsız özlük hakkı, tanımlanmamış özlük hakkı tanıyorsunuz ve daha önemlisi Dışişleri Bakanlığı’nın sahip olduğu taşınır-taşınmaz tüm mallarda bunları kanunen yetkili yapıyorsunuz.
Yani bu kabul edilebilecek bir şey değildir. Bu paralel bir Dışişleri Bakanlığı yapısıdır. Bu vakıf aynı zamanda Yükseköğretim Kanunu’nun aleyhine üniversite kurabilecek durumda. Vize aracılık hizmetlerinden elde ettiği geliri, yine kamusal olması gereken bir geliri kendisine alabilecek durumda. Vergi muafiyeti kamu yararını aşacak biçimde kendilerine tanınıyor ve emekli ve yaşlılık aylığı da yine sosyal güvenlikle ilgili düzenlemelerin aleyhine bunlardan alınmıyor.
Dolayısıyla bu iki hususun da bizim açımızdan kabul edilebilir tarafı yoktur ve Anayasa’ya, Anayasa Mahkemesi’ne bunları taşıyoruz.
Arkadaşlar, dün gece itibarıyla Plan Bütçe sabaha kadar çalıştı. Neyi çalıştı? Vergi Kanununu çalıştı. Vergi düzenlemelerinin daha iyiye gitmesini istersiniz değil mi? Peki ne yapıyorlar, ben size söyleyeyim. İş dünyasında, daha doğrusu çalışma yaşamında yüzde 1’den fazla örgütlenme hakkına sahip olan sendikalara 707 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpılmasına yönelik bir ayrıcalıklı düzenleme getiriyorlar. Daha evvel bunu yapmışlar mıydı? Evet, yüzde 2’den fazla üyeye sahip olan sendikalar için bu düzenlemeyi yapmışlardı. Şimdi bunu yüzde 1’den fazla üyeye sahip olan sendikalar için getiriyorlar. Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi iptal etmişti. Ne gam! Şimdi bunu Anayasa Mahkemesi’nin gösterdiği yolun tam tersinde ilerleyerek yeniden bir önerge ile Vergi Kanununun içine sokmaya çalışıyorlar.
Peki, ne olacak? Diyorlar ki: “Yandaş sendikaya üye olursanız daha çok toplu sözleşme alacaksınız, toplu sözleşme ikramiyesi alacaksınız ama yandaş sendikalara üye olmayı reddederseniz, onlar 707’nin çarpımı ile toplu sözleşme ikramiyesi alırken siz 250’nin çarpımı ile toplu sözleşme ikramiyesi alacaksınız.” Bu açıkça örgütlenme özgürlüğüne aykırı, yandaş sendikaları güçlendirici bir düzenlemedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiğini aynı şekilde bir önerge ile yasaya sokmaya çalışmak, tabiri caizse anayasa tanımazlıktır.
Bir diğer husus, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta olan kişilerin bu aylıkları kesilmeden başka bir yerde çalışmasına izin vermediğini biz biliyoruz. Oysa bunlar daha evvel Türkiye Maarif Vakfı, Yunus Emre Vakfı, Türkiye Kızılay Derneği, Yeşilay Cemiyeti, Yeşilay Vakfı, Antalya Diplomasi Forumu Vakfı, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Vakfı için bu rijit düzenlemenin dışına taşarak, bunların hem emekli aylığı hem de buralardan ayrıca yararlanabilmesi olanak tanımıştı. Anayasa Mahkemesi bunu da iptal etti. Şimdi bunların içerisinde bu iptali hiçe sayarak Kızılay’da görev yapanların hem emeklilik aylığı hem de Kızılay’dan ayrıca aylık ve diğer özlük hakları alabilmeleri yönelik bir düzenleme yapıyorlar. Bunun da kabul edilmesi mümkün değildir, bu da açık bir anayasa tanımazlıktır, hukuk devletine karşı çıkmaktır. Tüm bu hususları hem mevcut yasalaşanlar açısından Anayasa Mahkemesi’ne getiriyoruz hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu AKP-MHP çoğunluğu üzerinden Anayasa tanımaz yasama faaliyetine karşı notlarımızı alıyoruz. Zamanı içerisinde yeniden Anayasa Mahkemesi’ne bunları taşıyacağız.
Ben bütün bu hususları kamuoyunun bilgisine sunmayı yararlı gördüm. Cumhuriyet Halk Partisi grubundan avukat arkadaşım Nihal Hanım’la beraber bu hazırlıklarımızı sizlerle paylaştık. Çok teşekkür ederim arkadaşlar.
Başvuruyu şimdi sunacağız, 13:45’te Sayın Genel Sekreterin yanında olacağız ve dosyamızı iki kanun için sunacağız. Başka bir sorunuz var mıdır arkadaşlar? Olmadığını görüyorum. Çok teşekkür ederim, iyi çalışmalar diliyorum. Teşekkürler.
Abone Olun:
➤ Youtube: @gokhangunaydin06
Resmi Site:
➤ Web: gokhangunaydin.net
Takip edin:
➤ Twitter: gunaydingokhan
➤ Facebook: gokhangunaydin06
➤ Instagram: gokhangunaydin06
➤ TikTok: @gokhangunaydin06
➤ Youtube: @gokhangunaydin06
Sosyal Medya Hesaplarımız